Bugun...
09.04.2018 - BİR ÇADIR’A BAKTIM, BİR DE ÇADIR’A BAKANA.!


Hilmi GİDER EFESSELÇUKtan YAZIYOR
hilmigider@hotmail.com
 
 

facebook-paylas
Tarih: 09-04-2018 17:19

Değerli Dostlar eminim ki duymuşsunuzdur veya biliyorsunuzdur. Geçtiğimiz hafta “1081 İzmir’in Türkler Tarafından Fethi” kutlamaları çerçevesinde düzenlenen “Çakabey Kitap Günleri”nde, aralarında ilçemizin yetiştirdiği yazar sevgili kardeşimiz İbrahim Becer’in de bulunduğu, bir çok ünlü yazarın kitaplarını ilçemiz okurlarına imzalayıp tanıtabilmeleri için (Klasik bir Kitap fuarı gibi) Belediyemiz  tarafından, milli günlerimizi kutlandığımız Atatürk heykelinin önüne ve tören alanını boydan boya kaplayan bir çadır kuruldu.

İşte bu çadırın kurulmaya başladığını ilk duyduğum da. “Yuh artık” dedim, inanmadım. İnanmadım zira, henüz Çanakkale Zaferi ve Şehitleri anma  haftası kutlanıyordu ve ulusal basına yansıyan “Atatürksüz Çanakkale Zafer kutlamaları” manşetleri insanın içini tam anlamıyla “cız” ettiriyordu. Acaba ilçemizdeki bu uygulama da bu kutlama proğramlarında uygulananların ufak bir versiyonu, devamı mı idi. Hayır dedim kendi kendime ve hemen Belediyeden bir yetkiliye ulaştım. Duyduğum çadır’ın Atatürk anıtının önüne kurulduğu doğruymuş ve sosyal paylaşım sitelerindeki eleştiriler, tepkiler, protestolar yağıyor gibiydi ve kuruluş aşamasındaki çadır fotoğrafları da internete düşmeye başlamıştı. Haydi hayırlısı dedim kendi kendime. 1976 dan bu yana her tarafını koklayarak, her konusuna bilgim, görgüm ve gücüm oranında katkı koymaya çalışarak yaşadığım ve o yıllardan günümüze yapılan her seçim sonucu çıkan oy dağılımına bakıldığında % 99.9 Atatürkçü, Cumhuriyetçi, Demokrasi sevdalılarının yaşadığı ilçemde böyle bir uygulamanın olacağını hayal bile edemezdim.
Ama; Ülke İktidarı mensuplarının ve taraftarlarının Atatürk hakkındaki tutum ve davranışları, söylevleri, Resmi kurumların isim başlıklarından “TC” nin kaldırılmasından, İlk Öğretim Okullarındaki “ANDIMIZ” kaldırılmasına, ANITKABİR içine kafe açılmasından, Çadır’ın kurulduğu gün’ün bir önceki gün yaşanan Çanakkale Zaferi ve Şehitleri anma törenlerinde Çanakkale Belediye Başkanının konuşturulmaması gibi yaşananları düşününce… 
(ve tahmin ediyorum ki bu çadır meselesi, bir gün önce Çanakkalede yaşananlar olmasaydı ve ya başka zamanda olsaydı düşünceler, endişeler ve tepkiler bu kadar büyük olmazdı ve en azından çözüm üretilebilinirdi) 
Yükselen bu teptiler üzerine başta CHP ilçe Başkanlığı, Atatürkçü Düşünce Derneği ve bir çok sivil toplum örgütü temsilcisinin katılımıyla Ahmet Ferahlı Parkında düzenledikleri basın açıklamasında; “Yapılan etkinliği destekliyoruz, ancak Çadırın kurulduğu yerin bir meydan değil, bütünüyle Anıt niteliğindedir. "Maneviyat olarak, her milli anmaların huzuruna çıkılan Atatürk Anıtının önünden ziyade anıtın bağrına kurulan bu çadırın birçok Selçuklunun ve toplumun vicdanını yaralamaktadır” denildi. 
Tepkiler durmayınca; Belediye Başkanlığı da şu açıklamayı yapma zorunda kaldı. “Selçuk’ta düzenlenecek olan bu etkinliğin yer seçimi itibariyle asla ve asla Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik bir saygısızlık söz konusu değildir. Tam aksine gençlerimizle, çocuklarımızla, hemşehrilerimizle atamızı doğru yerde buluşturmaktır”.
Belediye Başkanlığının yaptığı açıklamadaki sözler ve, Hükümet binasına asılan Atatürk’ün büyük boy posteri ve sözleriyle, yapılanın üzeri örtülmeye çalışılan, abiyane deyimle “gaz alma” veya bir nevi “tepki savma” açıklaması idi. Ben, Belediye Başkanımızın bu çadır’ın Karpuza kafe bahçesi’ne veya Ahmet Ferahlı parkı’na kurulabileceğini de, Çadırın kuruluş saatlerinde sosyal medya da yükselen tepkiye yaptığı yazılı açıklamada “hemşerilerimiz” dediklerinin büyük bir kesimine “tıpkı ateş’e benzin dökercesine” “Selçuk umuza ve Selçuk lulara hiçbir şeyi layık görmeyen malum zihniyet”  diyen, ilçemizdeki “siyasi göçer gri trol” lerden, belediyede maaşlı olarak çalışanı olduğunu da çok iyi bildiğini biliyorum. Ve Belediye Başkanını ne kadar eleştirsem de, Atatürk’çülüğünden şüphe duymadığımı, O çadırın yer tespiti kararını yüreğine sindire sindire aldığına inanmıyorum.! 
Bu olay Selçukluların yüreklerine nakşetiğini halk arasında konuşulanlardan anlıyorum. Bilinmelidir ki, bu konu üzerine sayfalarca eleştiri yazısı yazmak mümküm. Ama uzatmakta yarar görmüyorum, olan olmuş. Esas mesele Selçukluların solan gönüllerini yeşertmekte.
Belediyenin Çadır konusu için yaptığı Basın açıklamasında sık sık atıfta bulunulan, Atatürk’ün Kitap’ı, Okuma’yı ve Kültürü sevdiği ve önerdiği zaten bilinen tartışılamaz bir gerçek, Ama yine bilinmelidir ki, tartışılamaz bilinen bir gerçek te var ki Atatürk Cumhuriyet’i, Cumhuriyetin kuruluşu olan 29 Ekim’i o kadar sever ve o kadar önemser di ki, yaşamının sonu olacak ağır hastalığında bile törenlere ve gecesi yapılan Cumhuriyet Balosuna katılıp vals yapıp zeybek bile oynamıştır. İşte bu nedenle, ben de Belediye Başkanımız’a, 2018, 29 Ekim gecesi (yıllardır yapılmayan) Cumhuriyet Balosunu “Çakabey Kitap Günleri Çadırı”ın kurulduğu yerde organize edip gerçekleştirmesini ve Belediye Başkanı Dahi Zeynel Bakıcı adının Selçukluların yüreklerine nakşettirmesini öneriyorum. 
İşte o gece Bir Çadır’ın yerine, Bir de Çadırın yerini Seyredene Bakmayı hangi Selçuklu istemez ki. 
Anlaşılsam da, Anlaşılmasam da, Herkes’e SELAM. DOSTça ve SEVGİyle Kalın.  

 



Bu yazı 193 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



7 + 5 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
EFESDOSTTV ARŞİVİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI