Bugun...
21.10.2016 - Öğrencilerden Özür Dilerim


İbrahim BECER EFESSELÇUKtan YAZIYOR
i.becer@hotmail.com
 
 

facebook-paylas
Tarih: 21-10-2016 16:09


        Fıkra bu ya; vakti zamanında kuş uçmaz kervan geçmez köyün birinde cemaat beş vakit değil de üç vakit namaz kılıyormuş. Gel zaman git zaman bu üç vakit namaz da cemaate ağır gelince, aralarından ağzı laf yapan birini seçmişler ve şeyhülislama göndermişler ki, namaz tek vakte insin. Elçi gitmiş, gerekli mercilerle görüşmüş ve işin aslının zaten beş vakit olduğunu ve uygulamadaki bu sakatlığın tez zamanda düzeltilmesi emriyle, yaka paça köyüne geri gönderilmiş. Elçinin köy yolunda görünmesiyle bizim bezgin cemaat gelmekte olan elçiye seslenmiş: 'İndirdi mi, indirdi mi'. Zaten canı burnunda olan elçi de merakta bırakmamış cemaati: 'Bindirdi, bindirdi'.   
      Bize yazacağımız konular ne bir ilham vesilesidir ne de gökten vahiy yoluyla iner. Bu ilçenin cemaati yolda, beride görür, bize dert yanar ve biz de yazarız. Öğrencilerden istenen ve Milli Eğitim'in 'asla ve kat'a' dediği kaynak kitap konusunda da kalem oynattık ki bir şeyler düzele ve bu insanlar daha fazla maddi külfete girmeyeler.
       Sağolsunlar, eğitim camiasından arayan soran arkadaşlar oldu ve konuyu konuşma şansımız oldu. MEB'in sitesine de girdim ve karşıma direk olarak BİMER'in şikayet formu çıktı. İsim vermedim ve genel bir sorun olarak halimi arzettim. Geçende bir veliyle konuştuğum zaman bu konuyu, 'keşke yapmasaydın' dedi. 'Neden' dememe fırsat kalmadan da ekledi: 'Sen yazmadan önce devletin verdiği kitapları çocuklar okula götürmüyordu. Şimdiyse nedendir bilinmez, öğretmenler bu kitapların da okula gelmesini istediği için çocukların sırtlarında taşıdıkları yük arttı'.
       Fıkra gibi değil mi; ben velilerin üzerindeki mali yükü almak için çaba harcarken, bilmeden çocukların sırtlarına yük yüklemişim. Ben, bir kuruma hitaben omurgalı bir duruş sergilediğim zannıyla 'neden' diye sorarken, istemeden ufacık çocukların iskeletlerini bozmuşum.
       On beş gün geçti bu konuyu dillendireli ve geldiğimiz nokta bu. Sorular neydi: Kimin eliyle hangi yayınevlerini zengin ediyoruz, MEB'in benim öğretmenim de kitabım da yeterli demesine rağmen neden kaynak kitap alınıyor, bu işin başka yolu yok muydu, neden bu ilçede eskiden daha kaliteli üniversite kazananlar varken bu başarı çıtası düştü vs. Hakkını yemeyelim, bir eğitim sendikamız üşenmemiş ve uzun bir yorum yazmış haberin altına. Evrensellikten girmiş, laiklikten çıkmış ve son olarak da öğretmenlerin boş vakitlerinde istediğini yapabileceklerine takılmış. 
       Aslında bana alenen deniliyor ki, 'senin derdin MEB'le ve bu sorunu çözeceksen ona git. Siz anlamadınız herhalde arkadaşım, ben kasaptan sucuk alıp da şöförler odasına tahlile götürmedim. Ben prosedür neyse zaten uyguladım da, sendeki bu rahatlığın sebebi ne? Sen bana diyorsun ki, ben MEB'i de takmıyorum, bu ilçedeki velilerin cebinden çıkacak para da umurumda değil, hele senin gibi kıçı kırık bir yazar vız gelir tırıs gider, bana kavramlarla, sistemlerle, ideolojilerle gel, ben bildiğimi okurum.
       Ama ben size hak veriyorum; yetmiş  tane sivil toplum örgütünün olduğu bu ilçe Dingonun ahırıdır, ben de üzerime vazife olmadığı halde Dingo'nun ta kendisiyim. Bu ilçe hakkında tek kelime etmeyen, edemeyen, iyiliğini istemeyen, tabeladan başka hiçbir şey ifade etmeyen örgütlerinin çatısı altında dedikodudan başka birşey üretmeyen, eline kalemi aldı mı 'bu ilçe hakkında yazmayı' kendine zûl addeden bu kadar kifayetsiz hemşehrilerim varken, bize ne yapılsa azdır.
     Bir e kitap, yakında çıkacak olan bir roman, ulusalda yayınlanmış ikiyüzü aşkın makale, yerelde sayısını ben de bilmiyorum kaç tane, onca kitap eleştirisi, liste uzar gider ve ben bu ilçenin derdiyle dertlenip  kaleme sarılıyorum, Paşalarım yerelde yazıp memleketi kurtarıyorlar.
Hey yavrum hey, yersen...

STK MENSUBU HEMŞEHRİLERİM...
        Bu mecrada ilçe sorunlarını yazıyoruz ki, bir umut belki de birşeyler değişir. Yazmak için bana bilgisayar, gazeteye de bir baskı makinası yetiyor yetmesine de, insanın gözü bazen başka şeyler arıyor. Siyasi Partileri de sayarsan dünya kadar sivil toplum örgütümüz var ve kendilerini ancak dönemsel olarak görebiliyoruz.
       'Bir STK neden kurulur' sorusunun cevabı açık ve nettir: Yöresine, beldesine faydalı olmak için. Şimdi soru şu: Ya biz yazarlar kendi kendimize çok afaki konulardan bahis açıp saçmalıyoruz, ya da aslında böyle sorunlar yok ve biz bunları kendi kendimize uyduruyoruz. Yani, bu ilçede egzozlarını sonuna kadar açmış  motorsikletler gürültü kirliliği yapmıyor, çevre ilçelerde beş TL'lik fotokopilerle halledilebilen kaynak kitap sorununun bu ilçe halkına maliyeti 200 TL falan değil, Turizm bu sene yoktu, gelecek sene hiç olmayacak ve bu konu hakkında bu ilçede bir B Planı var diyorsunuz.
       Ya da boşverin, unutun. Bir yer düşünün ki, Temmuz ayında darbeyi desteklemeye şehrin bir yarısı gelsin, Ağustos ayında Atatürk'ün İstasyon Meydanındaki silüetini görmeye şehrin diğer kısmı gelsin ve siz o ilçe halkından birlik, beraberlik bekleyin. Azı dişi gibi iki konuda bile mutabık olamayan bir halkın temsilcilerinin umurunda mıyız biz. Dediğim gibi boşverin, köşe doldurmak için yazdığımı farzedin. Bazen öyle olur, yazar tayfası yazacak konu bulamadığı zaman olmayacak şeylerden bahis açar ki, köşe dolsun. Kaldığınız yerden Türkiye'yi kurtarmaya devam devam...
EMNİYET'E TEŞEKKÜR...
       Bu ilçede uyuşturucu kullanımı ve ticareti hakkında yazmak ne zamandır aklımdaydı. Sağolsun Emniyet güçleri benden önce davrandı ve ileri gelen sayılabilecek kişileri adalete teslim etti. Bu iş bugün için, sadece bu ilçenin sorunu değil tüm ülkenin başına bela bir konu. 
       Bunun ispiyonla, gammazcılıkla falan da ilgisi yok. Bu uyuşturucu belasına bulaştığına inandığınız, gördüğünüz, duyduğunuz kim varsa Emniyet güçlerine şikayet edin. İki sene önce bizim bahçeye, damlamaların dibine bile dokuz kök ekmişlerdi. Sağolsun polis arkadaşlar geldi, beraberce imha ettik ve başım belaya falan da girmedi. Asıl, bu belaya karşı tepkisiz kalır, duyarsız olur ve görmezden gelirsek, bu bela çocuklarımız üzerinde tehdit olarak kalmaya devam eder.
     Bu vesileyle emeği geçen tüm emniyet birimlerimize teşekkür ederiz. Bi de şu motosiklet  işine sağlam bi el atıverseniz tadınızdan yenmeyeceksiniz ya, neyse...



Bu yazı 1726 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



7 + 3 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
EFESDOSTTV ARŞİVİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI