Bugun...
24.02.2017 - Herşey stabil...


İbrahim BECER EFESSELÇUKtan YAZIYOR
i.becer@hotmail.com
 
 

facebook-paylas
Tarih: 04-03-2017 15:49

Yazmak için yazının  başına oturduğum zaman, üç aşağı beş yukarı ne yazacağımı bilirim. Bilirim bilmesine de, her ihtimale karşı ilçede ne kadar haber sitesi varsa bir şans tanırım ki, gündemi atlamayalım ve güncel kalalım diye. Bu hafta da aynısı oldu ve geçtiğimiz bir hafta boyunca en azından 'dişe dokunur' diyebileceğimiz 'ekmekli bir konu' yaratamadığımızı gördüm ilçe olarak.

 

O zaman fikri takip yapalım ve önceki haftalarda yazdıklarımızdan sonra değişen bir şey var mı bakalım:

ADD meselesi: Etik olarak bu olay hakkında artık kalem oynatmak olmaz. Ben yazısını yazdım, üzerine üşenmedim şiirini yazdım, on beş gün geçti ve sadece bir istifa getirdiyse bu olay demek ki ben abartmışım, benim hatam imiş. Öyle olur bazen; siz çok büyük bir önem atfedersiniz ama kimsenin kılını kıpırdatmadığını görünce de o yazının başında geçirdiğiniz zamana acırsınız. Gerçi bu olayın hemen hemen hiç toz kaldırmamasının, kimsenin üzerine alınmamasının en büyük sebebi 'İzmir sınırları içinde olması' iddiamın halen arkasındayım. Farklılıktan anladığı, simite gevrek, çekirdeğe çiğdem demekten öte olmayan bir milletin, Atatürkçü Düşünce Derneğinin kameralarının kırılması karşısında laik ve Atatürkçü bir refleks beklemesini beklemek fazlasıyla lüks bir beklenti. Laik hassasiyetin tavan yaptığı Konya, Hakkari, Pötürge, Niksar gibi yerleşim birimlerinde olacaktı ki bu olay, ortalık ayağa kalkardı. Üzüldüğüm en büyük nokta şu: Dut yemekten fırsat bulabilseler, o latif sesleriyle İzmir Marşını dinleyebilmeyi arzu ettiğimiz bülbül arkadaşlar bizi bu zevkten mahrum ettiler ya aşkolsun onlara.

Peki, dut yemiş bülbül niye ötmez; ornitologlar (kuş uzmanları)- biliyoruz da konuşuyoruz - iki sebepten olabilir diyor: İlki, biraz belden aşağı ve dutla ilgili değil ama endişe edilebilecek bir sorun da değil. Erkek bülbül, çiftleşmek için eş ararken Allah vergisi sesini sonuna kadar kullanır ve o sese meftun olan bir nazeninle halvet olunca (yumuşatmaya çalışıyorum) sesini keser. Bu doğal süreç insanoğlunda da böyledir ve yadırganacak bir konu değil. Yanisi şu ki, o güzel sesiyle erkek bülbülün maksadı hasıl olunca ötmesine gerek kalmaz ve işine gücüne döner. Dişi bülbül konusunda bir açıklama yok; onun da sesi çıkmamışsa, alan razı veren razı bir durum var demek ki. Bu noktadan sonrası da, dediğim gibi bizi ilgilendirmez ve özel hayat kapsamına girer.

İkinci sebep de bir sağlık sorunu; küçük bir kuş olan bülbülün ötmek için kendini fazlasıyla salması gerekir. Dutu çok seven bülbül, bu meyveyi çok fazla tüketirse kendini salamaz ve ishal olduğu için de ortalığı dağıtma tehlikesi vardır. Bu durumda bülbül ya kendini salacak ve tünediği daldan etrafı pisletmeyi göze alarak ötecek, ya da efendi gibi susacak ve etrafı daha da kırıp dökmeden ve de pisletmeden bir kenarda ishalinin geçmesini bekleyecek.

Bülbülün akıllısı susar ve bir daha bu kadar dut yememeye yemin ederek, ishalinin geçmesini bekler. Delisine gelince, öter ötmesine de aynı zamanda ishalin de hakkını verir...

kaynak kitap: Okullardaki kaynak kitaplara aktarılan paraların ailelere ciddi bir yük getirdiğinden bahis açmış ve 'ne olacak bu velilerin hali' diye sormuştuk. Uzun süreden beri bu konuda bir ses soluk çıkmadığı gibi, bizim kız da bu yollu bir para istemedi benden. İlçe Milli Eğitim'den bir kere aradılar, sonrasında dönüş de olmadı. Anladığım kadarıyla öğrencilere hitaben, 'biri gelir de size sorarsa kimsenin bizi zorlamadığını söyleyin' şeklinde bir konuşma yapıldığı tevatürü dolaşıyor ortada. Bu işin daha temelli bir şekilde çözüme kavuşturulmasını beklemek bu ilçe için lüks, bunun ben de farkındayım. Velilerden başka kimseye zarar gelmediği için bu sancı gelecek senede çekilecek, bunu da biliyorum. Yine de tevatür düzeyinde de kalsa, haber kaynağımı açıklamamak kaydıyla bir söylentiyi dillendirmek istiyorum: Kaynak kitap meselesinde, bu kitapları tavsiye eden ve alınması yolunda telkinde bulunan öğretmen ve okullar, bahse konu kitapları tercih ederken kriterleri nedir, bu yayınevleri neden tercih edilir ve her kırtasiyede aynı kitap bulunabilir mi?

Kaynak Kitap sorununu en azından bu sene atlattık derken şimdi de başka bir sorunla uğraşıyoruz. İstanbul'dan İzmir'e 57 Tl'ye uçak bulabiliyoruz ama bizim kızın öğretmeninin istediği uçak maketinin malzemeleri 40 TL'ye mal oluyor. Üç tane çocuk oturdular maketi yapmaya, bir o kadar da işçilik olsa, ortaya çıkan hesaba göre, maketini yapmak kendisiyle uçmaktan pahalıya mal oluyor uçağın. Sayın Hocam, elbette ki sizin de bildiğiniz vardır ama bu kadar pahalı maket işine pek girmeyelim isterseniz. Çünkü maliyet, hemen hemen bir asgari ücretlinin gündeliğine bedel bir rakam. Zaten yeni nesilin böyle karmaşık işlerle de pek işi yok. Çalışmak, emek harcamak, bir seviye, üslup tutturmak gibi bir derdi olmayan bu nesil, uzaya zıplayarak gideceğini sandığı için bize yazık etmeyin hiç olmazsa. İşinize karışmak gibi olmasın da, öyle astronomiye falan pek girmeyin isterseniz. Uçağın maketi 40 Tl artı işçiliğe mal oluyorsa, kaba bir hesapla orta yollu bir uzay mekiği için kredi çekmemiz gerekebilir ki, bu karda kışta hiç gereği yok. Hazır patates, soğan ucuzken eskiden olduğu gibi bunların baskısıyla falan atlatalım kışı, seneye Allah kerim.

 



Bu yazı 495 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



3 + 2 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
EFESDOSTTV ARŞİVİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI