Bugun...
25.07.2017 - Şu müzeler meselesi


İbrahim BECER EFESSELÇUKtan YAZIYOR
i.becer@hotmail.com
 
 

facebook-paylas
Tarih: 26-07-2017 08:54

Aslında bu konuyu sıcağı sıcağına yazmak vardı ama isabet olmadı. Ne yenim dardı ne de yerim, sadece işlerim dolayısıyla zaman bulup yazamadım o kadar.
Biz yazarlar bazen bilgi eksikliğinden, yanlış yönlendirmeden, manipülasyondan dolayı çok vahim hatalara imza atabiliyoruz. Türk Basın Tarihinde de bunun örneklerine çok sık rastlarsınız: 'Bu yıl hac mevsimi Kurban'a denk geldi', 'Göstericiler ellerinde Kur'an'dan hadislerle yürüdüler' gibi olaya fransız haberler de okuduk, secde ve rüku olmadan kılınan cenaze namazı haberini cemaat secde halinde fotoğraflayıp servis edeni de gördük.
'Efes'te düğün yapılıyor, ayıptır günahtır' haberi de bu kadar dallanıp budaklanmadan önce bir Müze Müdürlüğüne danışılsa gerçek anlaşılacaktı. Efes Müze Müdürlüğü iki adım ötedeydi oysa; başta Cengiz Bey olmak üzere tüm kadrosu, 'referans' alınabilecek en iyi ekiplerden olan Efes Müze Müdürlüğü iki dakikada olayı aydınlatır ve açıklığa kavuştururdu.
Efendim, bu tür etkinlikler ilgili yönergenin süreli kullanım kısmıyla ilgili rutin işlerdir ve uzun yıllardır yapılır. Sayısını benim bile hatırlayamadığım nice etkinlikte ben de görev aldım ve bugüne kadar da bir aksaklık yaşandığına şahit olmadım. Detayına girmeden anlatmak gerekirse, bu tür tanıtım amaçlı organizasyonlarda Bakanlıktan izin alınır, belli bir ücret karşılığında gün ve yer kararlaştırılır, gerekli önlemler ve denetimler ilgili Müze Müdürlüğünün kontrolü altında yapılır ve etkinlik son bulur. Bu faaliyetler de bugünün işi değil, uzun yıllardır süre gelen etkinliklerdir ki artık 'rutin' vasfı kazanmıştır.
Bu olayda, delinin birinin kuyuya taş atması ve kırk tane akıllının da kan ter içinde bu taşı çıkarması olayı var. Muhalefetten bir Milletvekilinin, 'ne yaparım da hükümete çakarım' gayretkeşliğinin yarattığı havanın kimseye faydası olmaz. En başta da Efes Müzesi Müze Müdürlüğünü zan altında bırakırsınız ki, bu da en hafif ifadesiyle hiç şık olmaz. İşini bu kadar iyi yapmaya gayret gösteren Müdür Bey'den tutun da, Gişedeki personeline kadar birçok insanı tarihi eserlerin katline rıza gösteren birer 'vandal' olarak takdim etmenin kime ne faydası var?
Orada yapılan, bu ülkenin tanıtımına bir katkı koymaktan öte bir şey değildir. Burada bir de bu etkinlik için ücret alınıyor. İlgili yönergenin maddelerinin arasında gezerseniz göreceksiniz ki, söz konusu 'tanıtım' olunca bazı durumlarda geçişler dahi ücretsiz olabiliyor. 
Benim şahsi kanaatim, bu tür etkinliklerin bırakın yasaklanmayı kapsamının genişletilmesi yönündedir. Halkı arkeolojiyle, tarihle buluşturmaktan güzel ne olabilir ki. Odeon'da gece açık hava sineması düşünülebilir, Saint Jean'da yine gece edebiyat sohbetleri olabilir vs. Mesela örenyerlerinin gece ziyarete açılması, sıcaktan bu fırsatı bulamayan ziyaretçiler için büyük nimettir. Bunlar olsun demiyorum ama neden olmasın. Oysa ki en başından koskoca kurumları itibarsızlaşma gayretini anlamak imkansız.
Gelin ve damadın Odeon'da bir fotoğrafı veriliyor, üstüne de Kütüphane önünde masaların bir görseli var. Okurdan beklenti nedir; damat ve gelinin beş dakika sonra Kütüphane önünde, 'Ankara'nın bağları' eşiliğinde döne döne oynaması. Bunu yapmak, en hafif tabiriyle bir okura altıncı sınıf algı operasyonu yürütmektir, insanların aklıyla dalga geçmektir. Olayın aslı nedir, gelin anlatayım: Bir acenta Kütüphane önünde tanıtım amaçlı bir etkinlik hazırlığı içinde. Diğer taraftan da, bu etkinlikle uzaktan yakından alakası olmayan bir çift fotoğraf çektiriyor. Düğün Efes'te yapılmıyor yani; son derece sıradan iki olay, birbirinden habersiz, kurallar çerçevesinde cereyan ediyor o kadar.
Bu manipülatif haberin sosyal medyadaki karşılığını okudunuz mu: 'İftar mı açacaklarmış', 'Burada düğüne izin verenlerin ve katılanların Allah belasını versin', 'Bunlar tarihi yıkan Işid kafalılar, başka ne beklenir', 'Ancak tıkınmaktan anlayan geri zekalılar' diye uzayıp giden bir hakaretler ve bunu dillendirenler korosu.
İşte burada, bu ilçenin bir yazarı olarak yol ayrımına geliyorum; benim halkımı aşağılayan, benim kurumlarımı hakir gören, alanen küfür eden bu yüz kırk karakterlik klavye kahramanları mı, yoksa görevini layıkıyla yapan Müze İdaresi ve bu ilçenin bu hakaretleri haketmeyen halkı mı?
Her türlü tarafgirlikten uzak, bu ilçenin menfaatlerini şahsi ve siyasi emellerinin üzerinde gören Selçuklu bir yazar olarak elbette ikinci grubun yanında olacağım. 
Firavuna karşı olmak yetmez, bazen Musa'nın yanında olmak da gerekir...

 



Bu yazı 750 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



1 + 8 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
EFESDOSTTV ARŞİVİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI