Bugun...
AKLI OLAN KAÇSIN...


İbrahim BECER EFESSELÇUKtan YAZIYOR
i.becer@hotmail.com
 
 

facebook-paylas
Tarih: 01-06-2017 11:44

Geçtiğimiz hafta içinde, bu ilçede liseyi beraber okuduğumuz Selçuklu iki arkadaşım doğdukları, büyüdükleri topraklara gelince sağolsunlar beni de aradılar ve bir gece çıktık. Eskilerden söz açılınca, laf döndü dolaştı ve günümüze geldi. Hani biz Selçuklular attık mı mangalda kül bırakmayız ya, bir de bu arkadaşlara soralım dedim yirmi sene sonra Selçuk'u nasıl bulduklarını.
Biri İstanbul'da ticarette başarılı olmuş, diğeri de Ankara'da Diş Hekimi olarak faaliyet gösteren ve yıllardır birbiriyle iletişimi olmayan iki dostum da sözleşmiş gibi aynı şeyi söyledi: İnanılmaz gerilemiş. Gecenin ikisine kadar yaptığımız 'Selçuk nasıl kurtulur' sohbeti defalarca motor sesleriyle kesildi. Neden bu işle kimsenin ilgilenmediğini anlamadılar. Gözleri, çok değil yirmi sene önce sırt çantalarıyla gezenturistleri aradı, bulamadılar. Velhasıl kelam ben onlara 'neden dönmüyorsunuz' diye sormadan onlar bana, 'neden gitmiyorsun' diye sordu haklı olarak.
Aynı günlerde bir gelişme daha yaşandı ki, tesadüften öte bir şeydi. Çocukluk arkadaşım, dostum, bu topraklarda doğmuş büyümüş İbrahim Başar azmetti ve 46 yaşında Kapadokya Meslek Yüksekokulu Turist Rehberliği Bölümünü, uzaktan eğitim yöntemiyle bitirdi. İngilizce, Fransızca'nın yanına bir de İspanyolca'yı ekleyen bu arkadaşım şu anda halen bir ilçede Milli Eğitim Şube Müdürü olarak görev yapmakta ve emekliliğine birkaç sene var. Emekli olduktan sonra planın nedir dedim: 'Kesinlikle Selçuk yok, Kapadokya bölgesinden halen çok ciddi teklifler var, değerlendireceğim' dedi. 
Her üçünün de geçtikleri yolları, katettikleri aşamayı bilenler bilir; Terzi Mustafa'nın oğlu Mücahit, Nalbur Rahmi Koçan'ın oğlu Mümin, Gömlekçi Selahattin'in oğlu İbrahim. Üçü de hayallerinin peşinde koşmuşlar ve değişik şehirlerde o kadar başarılı olmuşlar ki, kırklı yaşların ortalarında olmalarına rağmen onların hayallerine bu şehir küçük gelmekte.
Bu şehir dünden bugüne ölmedi arkadaşlar. Hiçbir cinayet yoktur ki, bu kadar kısa sürsün. Peki, Selçuk'un başarılı insanlarını bu şehirden uzaklaştıran sığlığı, basiretsizliği araştıracak ve bizi aydınlatacak bir kadro, birim, sivil toplum örgütü, lider, Kamu görevlisi ya da neyse ney var mı bu ilçede? Ya da her konuda şikayet ettiğimiz tıkanıklığın en büyük sebebi, vizyonu olanların geleceğini başka yerde araması mı?
Bizde aydın dendiği zaman mürekkep yalamış kısım akla gelir. Yalanın kuyruklusudur bu! Aydın dediğin adam, cehaletinin farkında olandır, bilmem kaç sene önce kıçı kırık bir üniversiteden aldığı bilgiyle öğrenimini tamamlayan değil. Bu ilçeden kaçanlar içinse eğitim, öğrenim hiç bitmeyen bir meşgaledir ve bu şehir de adamı köreltir.
Bir otopark muhabbeti var, sakız oldu dillerde. bunu çözmek için paraya da, zekaya da ihtiyacınız yok. Şirince Köprüsü kapalı ve Şirince'ye giden dolmuşlar Karpuza Kafe'nin arasından geçiyorlar. Benim hemşehrilerim yolun tek şeridini parkettikleri araçlarıyla kapattıkları için, o yoğunlukta yol tek şeride düşüyor ve korna sesleri ayyuka çıkıyor. Bu eziyeti herkes duyuyor, görüyor, biliyor ama elli metre ötede karakol olmasına rağmen kimsenin kılı kıpırdamıyor. İstense yapılır mı, elbette yapılır. Hükümey Konağı önüne kimse, neden park etmiyor?
Eskiden kask takmazdı motorcular. Yeni trend, ışıklar sönükken ana yolda motorların önünü havaya kaldırarak trafiği tehlikeli hale sokmak. Sadece empati yapın ve kendinizi dışarıdan gelen bir ziyaretçinin yerine koyun: Daha girişte altında Çin Malı motoruyla, sizin altınızdaki şu kadar bin liralık aracınıza kafa tutan bir akıl fukarasıyla 'kapışıyorsunuz', yetmiyor kaçmak ve bir köy havası almak istiyorsunuz keşmekeş bir trafik var, onu da atlatıyorsunuz ama turbun büyüğü heybede saklı misali, asıl keşmekeş sizi yukarıda bekliyor. Sonrasında şikayet ne; Selçuk'a kimse gelmiyor. Peki, benim Selçuk'ta oturan aydın kesmim bu sorunu nasıl aşacağını sanıyor: İsim değiştirerek.
Hey yavrum hey...
SELÇUK BÜLTENİYMİŞMİŞ... 
Selçuk Belediyesinin çıkardığı bir gazete var, adı da 'Selçuk Bülteni'. Manipülasyon nedir, nasıl göz boyanır öğrenmek istiyorsanız alın okuyun. Yerel Haberleri falan geçin, ikinci sayfada Osman Gençer diye bir yazar var mutlaka okuyun, okutun. Yazarın adı yetmemiş, bir de Haber Türk yazarı olduğunu belirtmek için gazetenin logosunu koymuşlar. Belediyenin basın bürosu nasıl işler, İletişim Uzmanları ne iş yapar bilmem ama şunu demeye getiriyorlar: 'Selçuk'ta yazan çizen tayfası, oğlum sizin bir halttan anladığınız falan yok lan. Burada doğmuş, burada büyümüş, burada halen yaşıyorsunuz ama siz malın önde gidenisiniz. Bak elin oğluna, hayatında bir gece bile şifa niyetine burada konaklamamış, burada yaşamıyor, haritada bir seferde Selçuk'un yerini bile bulamaz, hatta navigasyon olmasa burada kaybolur ama işi çözmüş, bülbül gibi şakımakta ve Selçuk'u övmekte.'
Adam olaya o kadar uzak ki, Efes'e 2.5 milyon kişinin geldiğini sanıyor. Basın bürosundan da bir tane adam çıkıp da 'nereden çıktı bu 2.5 milyon' demiyor. Geçtim Müzeden net rakam almayı, camdan dışarı baksa olayın vehametini anlayacak ama söylemiyorlar. Efendi, efendi; o iki buçuk milyon değil bu bir, velev ki iki buçuk milyon, yüzde yetmişi kruvaziyer turistiydi; sabah geldi akşam uğramadan gitti bu iki,  Bunların Selçuk'a faydası yok, bizim derdimiz de budur, bu da üç.
Yazının sonunu da güzel bağlamış Paşam; Selçuk'a 10 milyon kişinin gelmemesi için bir sebep göremiyormuş. Yılda beş milyon kişinin ziyaret ettiği Paris'in yanında esamesi bile okunmayacak olan selçuk'un bunu nasıl başaracağı hakkında bir fikri var mı peki? Yok, belki de var ama onu da bizimle paylaşmıyor ki istifade edelim. Karakol Yani Camisini, Merkez Karakolunun mescidi sanıp da Karakolun yanında arayacak adam Selçuk hakkında ahkam kesiyorsa ve herkes de bundan memnunsa, hepinize koskoca bir aferin benden. Osman Gençer, olmayan 2.5milyon turisti, asla olmayacak 10 milyona çıkarıyor ve bunun için engel göremiyorum diyor ya. O görüyor, herşeyi görüyor ama hayal görüyor. Ona sözüm yok da, ben size ne diyeyim ya.
Bu arada, ben ondan çok daha iyi yazıyorum bu da dört...

 



Bu yazı 305 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



6 + 7 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
EFESDOSTTV ARŞİVİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI