Bugun...
TAŞRALISINIZ...


İbrahim BECER EFESSELÇUKtan YAZIYOR
i.becer@hotmail.com
 
 

facebook-paylas
Tarih: 01-06-2017 11:45

Kantaron Festivalinin açılışında ben de oradaydım. Üç aşağı beş yukarı herkesin tahmin ettiği ve sönük geçmesi beklenen açılış tahminleri doğruladı. Geçtiğimiz hafta boyunca konuşulan bu konu bilindiği üzre de medyaya taşındı. Bir çoğunuz okumuş, görmüşsünüzdür ki, haklı olarak yazar arkadaşların üzerinde durduğu konu başarısızlıktı.
Herkes gibi ben de ortada bir başarı görememekteyim; belki eski festivalleri yadeden ve onu gören nesilden kalan biri olarak, belki de Alaçatı ve Urla'da dahil olmak üzere çevredeki festivalleri takip eden biri olarak kıyas yaptığımız zaman epeyi bir yol almamız gerekmekte bugün. Fakat bir gerçek de ayan beyan ortada ki o da şu: Geçen seneki Leylek, bu seneki Kantaron festivallerini alt alta da koysan, üst üste de koysan sonuç değişmiyor: Biz bu işi başaramıyoruz.
Bu, dünyanın sonu olmamakla beraber, gerek kurumların gerekse insanların düşünmesi için de bir fırsattır. Benim inandığım bir gerçek vardır: 'Kişi düştüğü yerden kalkar.' 
Hiç lafı eğip bükmeden ben o gün size orada ne gördüğümü söyleyeyim: Orada kasıtlı olarak yalnız bırakılmış bir Başkan vardı. Kendi kurumu, partisi, diğer partiler, STK'lar, halkı tarafından terkedilmiş bir başkan vardı. Selçuk Halkı'da belli ki bu festivali içine sindirememiş ve hala papağan gibi seksenli yıllarla kıyaslamaktaydı. Halkın tercihlerini sorgulamak doğru değildir ve bir noktadan sonra sizi aynı halkın nezdinde itici hale getirebilir. Belki beklentiler farklıydı; yüksek maliyetli bir sanatçı gelmesini bekleyen de vardı, festivalin içeriğini beğenmeyenler de ama sorun bu da değil.
Asıl sorun, bu festivalin başarısız olmasını arzu eden insanların sayılarının katılan sayısından fazla olmasıydı. Yok, yok hiç öyle 'hadi canım sen de' falan demeyin, aynen öyle. Kıyıda, köşede kıs kıs gülüp de bu manzaranın ortaya çıkmasına sebep olanların şikayetleri de davulcu yellenmesinden öte bir anlam ifade etmiyor benim gözümde. Eğer bu festivali sahiplenebilecek kadar kendinizi bu şehre ait hissetseydiniz bugün bambaşka şeyler konuşuyor olurduk.
Bir festivalin, sıradan bir sünnet düğününden bile daha az insanın ilgisini çekmesi sosyolojik bir vakadır ve incelenmesi gerekir. Belki buradan başlayabilir ve gelecekteki etkinliklerimiz için bir yol haritası çıkarabiliriz. 
Belki de ortada apaçık bir komplo var. Çünkü en güçlü insanların bile yardıma ihtiyacı olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Tek başına dünyayı kurtaran süper kahramanların devirleri artık çok çok uzakta kaldı. İdarecilik, liderlik yapan herkes iyi bilir; bir lider ekibin başına geçtiğinde ilk iş olarak ekibini tanır. Bu tanışma faslı ne kadar kısa sürerse, başarı da doğru orantılı olarak o kadar çabuk gelir. O zaman soru şu: Sayın Başkan, bu organizasyonu başarabilecek çalışanlarının kendi bünyesinde olmadığının farkına mı varamamıştı geçen yıllar zarfında. Belki de, başında bulunduğu kurumun siyaset yapmaktan, basit bir festivali bile organize edemeyecek kadar köreldiğini hissedememişti.
Bu sorular sorulabilir ve sayıları da çoğaltılabilir de benim derdim bu değil. Buradaki asıl sorun bir ilçe halkının el birliğiyle bir etkinliği neden sabote ettiğiyle ilgileniyorum ben. Küçük siyasi çıkarların, kişisel çekişmelerin, itiş kakışların sadece kurumlarına değil halkına da sirayet ettiği bir yerleşim yerine tek isim verilir: TAŞRA.
Yanisi şu ki; renkli kıyafetleriniz, ütülü pantolonlarınız, felfecir okuyan gözlerinizle yaptığınız siyaset taşra siyasetidir. Yanisi şu ki; kahvelerde, kıyıda köşede ellerinizi ovuşturarak 'nasıl başarısız olunduğunu' birbirinize anlattığınız muhabbet taşra muhabbetidir. Yanisi şu ki; belki siyasi hesaplarınızdan, belki de bu sonuca ortak olmamak adına bu etkinliğe uzak durmanızın, elinizi taşın altına sokmamanızın adı taşra performansıdır ve sizler de taşra çalışanısınızdır.
Elbirliğiyle birşeyleri başarmak yerine, ortaya çıkan kötü tabloya sevinen, haddi olmadan eleştiren herkes taşralıdır ve bu performans gösterdi ki bu ilçede haddinden fazla taşralı var. Sekiz bin yıllık şehirle komşu olmanız sizi Bayındır'dan üstün yapmaz. Tıpkı, İzmir Marşı eşliğinde 'katılımcı demokrasi' diye yeri göğü inlettiğin halde, bir festivale bile katılım sağlayamadığın gerçeğinin seni demokrat yapmadığı gibi. Ortaya bir başarısızlık çıksın da bu ilçe rezil olsun diye görmezden gelmek de kimseyi milliyetçi yapmaz. Hele hele, mensubun da olan bir Belediye Başkanının düzenlediği bir etkinliğe katılmamak kimseyi iyi bir partili yapmaz.
Hepinizi mükemmele yakın bir taşralı yapar ve geleneklerine düşkün her taşralının yaptığını da sizden yapmanızı bekler. Çünkü taşra insanının garip adetleri vardır ve bu eylemleri gerçekleştirdiği zaman mutlu olur. Bu festivalin başarısız olmasından mutlu olan arkadaşlar; siz en kolayını yapın, herhangi bir aktara giderek yarım kilo kına alın bekletin. Leylek Festivali olur, Kantaron olur, 23 Nisan olur hazırda beklesin. Hiç olmadı, Kınanın festivalini yaparız kalanı da zayi olmaz, bütün sene kullanırsınız. 
Öyledir çünkü bu iş. Dünyaya hangi pencereden baktığın çok önemlidir. İnsanlar gözlerine sürme çeker ki hoş görünsün, güzel görsün. Siz de kına yakın bu ilçeye baktığınız yere, belki faydasını görürsünüz. 
Buluruz, buluruz taşralılar. Siz kınayı hazır bekletin de sürmek için, bulunur dişinize göre bir etkinlik.

 



Bu yazı 405 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



8 + 3 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
EFESDOSTTV ARŞİVİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI