Bugun...
Gürbüz EVREN / GERÇEKGÜNDEM - Ankara Katliamı Öncesinde IŞİD’in Talebi


Konuk YAZARLAR
Konuk YAZARLAR
 
 

facebook-paylas
Tarih: 18-10-2015 14:43

Geçtiğimiz 9 Ekim’de, Gerçek Gündem’e göndermeye hazırlandığım, ancak televizyon programımın telaşı nedeniyle 12 Ekim pazartesi gününe ertelediğim yazının içindeki birçok konu, Ankara katliamı yaşanınca anlamını yitirdi. Yazıyı yayınlamadım. “Belki yarın belki yarından da yakın. Aman dikkat” başlığını taşıyan yazımda, olası intihar saldırılarına dikkat çekerken, bir iddiayı da gündeme taşımıştım. Söz konusu iddiayı yazımın sonuna doğru paylaşacağım.
Suriye’deki savaşa AKP iktidarının taraf olmasının ardından geçen 5 yılda Türkiye, Reyhanlı’dan başlayarak, tarihinde yaşamadığı kadar kanlı terör saldırılarının hedefi haline geldi. İçimizdeki terör sorununu çözememişken, Esad’ı devirme sevdasına düşen, bunun için de Amerika Birleşik Devletleri’nin gazına gelen AKP iktidarı, Suriye üzerinden başımıza açılan IŞİD belasını öngöremedi.
Amerika öncülüğündeki Batı, IŞİD’e karşı PKK’yı öne sürdü. Terör örgütleri IŞİD ve PKK, önce Irak’ta kapıştılar. PKK, Barzani peşmergelerine yardım etmek için Sincar ve Kerkük bölgelerinde IŞİD ile çatıştı. Ardından Suriye’de Kobani olayları başladı. Bu kez 2 terör örgütü, Kobani’de, dünyanın gözü önünde savaştırıldı. Amaç uluslararası kamuoyunun gözünde PKK’yı kahramanlaştırmak, terörist imajını unutturmak, ardından da Amerika’nın karadaki askeri yapmaktı. Gelinen noktada bu hesabın tuttuğunu görüyoruz.
PKK, IŞİD çatışması daha sonra Türkiye topraklarına taşındı. Bunun ilk sinyalleri, Güneydoğu’da Hüda-Par ile PKK arasındaki çatışmalarla gelmişti. PKK’nın birçok Hüda-Par üyesini öldürmesinin ardından ise IŞİD, intikam amaçlı saldırılara geçmiş, HDP Diyarbakır mitinginde ve Suruç’ta bombalı katliamlar yapmıştı.
Ankara’ya gelecek olursak, ülkeyi 13 yıldır yönetenlerin, bu kadar büyük boyuttaki bir eylemde kullanılacak patlayıcılardan ve onları taşıyacak teröristlerden habersiz olmaları affedilir gibi değil. Patlayıcıların saklanma ihtimali yüksek Ankara’daki başta Hacıbayram Camisi çevresindeki olmak üzere bazı semtlerdeki IŞİD hücre evlerinin gözaltında tutulmamasına ise akıl sır ermiyor.
Çözüm Sürecinde, PKK’nın dağa, taşa, yola yığdığı patlayıcılardan haberdar olmayıp, askerimizin polisimizin şehit edilmesinin önünün açılması nasıl bir zafiyetse, Ankara’nın göbeğine bomba düzeneğini taşıyan IŞİD’lileri görememek de bir başka zafiyettir.
Hemen herkes aynı soruyu haklı olarak soruyor; AKP mitingi yapılsaydı aramalar, güvenlik önlemleri, denetimler böyle mi olurdu?
IŞİD, yapacağı saldırının, öncelikle PKK ile bağlantılı olduğunu düşündüğü çevreleri, böylelikle de örgütü vurmasını hedefliyordu. Çünkü IŞİD’e göre, PKK ve HDP’nin adının geçtiği yerde bulunan herkes, 9 yaşındaki dünyadan habersiz Veysel, oradan geçenler bile hedef sayılıyordu.
Saldırının ikinci olarak da, Amerikan uçaklarına üsleri açan, operasyonlara katılmayı kabul eden AKP iktidarını, dolayısıyla Türkiye’yi vurması da hedefleniyordu.
Saldırının, ayrıca Türkiye’deki kutuplaşmayı artırması isteniyordu. Ankara’daki mitingi de, bu hesaplarına uyduğu için seçtiler.
Ama bunların ötesinde ülkeyi yönetenlerin kamuoyuna açıklaması gereken başka bir konu var. Yayınlamadığım yazımda değindiğim konulardan biri de buydu. Bilindiği üzere Türkiye’deki cezaevlerinde yüzlerce IŞİD’li terörist bulunuyor. Resmi rakamlar 130 civarında, ancak yabancı istihbarat yetkilileri bu sayının 400’ü aştığını söylüyor. Musul Başkonsolosluğu’nu basan IŞİD, elindeki Türk rehineler karşılığında, aralarında Niğde’de, ikisi güvenlik görevlisi 3 kişiyi öldüren katillerin de olduğu teröristlerin bırakılmasını istemişti. IŞİD, sonunda elindeki rehinleri serbest bıraktı, ama karşılığında ne aldığı tam olarak açıklanmadı. Bu duruma en çok da İngiltere, Fransa ve İsrail tepki gösterdi.
IŞİD, Musul Başkonsolosluk baskınından sonra Suriye sınırından geçişlerde yakalananların yanı sıra Suruç katliamının ardından Ankara, Adana ve Diyarbakır’da tutuklanan 6 önemli Türk üyesinin, Suriye’ye gönderilmesini yaklaşık 3 aydır istiyor. Talebi karşılanmadığı takdirde Türkiye’yi, metropollerde intihar saldırıları düzenlemekle tehdit ediyor. Hatta son 1 ayda, İzmir ve İstanbul’da, 3 intihar saldırısının Suriye’deki yabancı istihbaratçılardan gelen uyarılarla önlendiği ve yakalananlardan ikisinin İngiltere’ye verildiği bilgisi var. Buradaki ilginç ayrıntı ise intihar saldırısı için Suriye’den gelen IŞİD’li teröristlerin, PYD-PKK’nın kontrolündeki sınır bölgelerinden rahatlıkla geçmesi.
Fransız, İngiliz, İsrail ve Rus istihbaratı, IŞİD’in talebinden haberdar olduğu için, Türkiye’nin tavrını yakından izliyor. Çünkü hapisteki IŞİD’liler arasında, İngiliz, Fransız ve Rus vatandaşı olanlar var. Ayrıca İsrail’in peşinde olduğu Hamas’tan ayrılıp İŞİD’e katılanlar da, serbest bırakılması istenenler arasında.
Fransa, İngiltere, İsrail ve Rusya, IŞİD’lilerin isim listesini Türk yetkililere vermiş ve iadelerini istemiş. İade ihtimalinin belirmesi üzerine de, örgüt, intihar saldırısı tehditlerini artırmış. İngiltere’nin iadesini istediği isimler arasında, İngiliz vatandaşı “Kafa kesen John” lakaplı IŞİD’li Mohammed Emwazi’nin kardeşleri, imam nikâhlı Malezya asıllı eşi ve 2 kuzeni var. Fransızların istediği isimler arasında, Paris’te, Charlie Hebdo dergisini basarak katliam yapan Cezayirli Cherif ve Said Kouachi kardeşlerin 2 akrabası ve 3 arkadaşı bulunuyor. İsrail’in istediği 4 isim ise sır gibi saklanıyor. Rusya konusunu ayrıca değerlendireceğim için Moskova’nın iadesini istediklerini sonra yazacağım. 

Yayınlamadığım yazımda dikkat çektiğim en önemli konulardan biri buydu. Ankara’daki katliama ilişkin medyadaki tartışmalara baktığımızda, konu hakkında konuşanların bu önemli gelişmeden yani IŞİD’in talebinden haberdar olmadığı görülüyor. Yetkililerin de, kamuoyunun haberdar olmadığı konuyu açmaya niyetleri yok.
Sonuçta Ankara’da, 100’den fazla yurttaşımızı kaybettiğimiz katliam, toplumda IŞİD korkusunu büyüttü, kutuplaşmayı artırdı. Bir oyun bile hesabını yapmasına rağmen saldırıyı öngöremeyen AKP’yi zor duruma düşürdü. HDP’yi ise Diyarbakır’daki katliamın ardından olduğu gibi mağdur durumuna getirdi ve oylarını yeniden yükselterek, yüzde 14 seviyesine yaklaştırdı.
Toplumun bir kesiminde bu katliama karşı duyarsızlık var. Aynı dünya görüşünü paylaşmamak, demokratik haklarını kullanarak yasal bir mitinge katılanların bombalarla parçalanmasına sessiz kalmak demek değildir. Çünkü terörün gözü kördür ve gün gelir, bana ne diyenlerin bulunduğu ortamlarda da ortaya çıkar, can yakar.
Terör kimden gelirse gelsin karşı koyulmadığı, benim teröristim iyidir havasından çıkılmadığı sürece daha çok canımız yanar. PKK terörünü haklı göstermeye çalışanların olduğu Türkiye, bir zamanlar IŞİD’li teröristlere laf söyletmeyen AKP’li siyasileri de gördü.
Ülkemizin insanı, şehirlerarası yollarda, radar aracını gördüğünde karşıdan gelenleri, etnik kökenini, mezhebini, siyasi görüşünü bilmeden selektörle uyarırken gösterdiği dayanışmayı, teröre karşı da gösterse inanın bu işin üstesinden geliriz.
Gürbüz EVREN / GERÇEKGÜNDEM



Bu yazı 1594 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



4 + 8 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
EFESDOSTTV ARŞİVİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI