Bugun...
Zeynep Inak/Aktuel Ada Gazetesi - KENDİ OTUMUZA FRANSIZ KALMAMALI


Konuk YAZARLAR
Konuk YAZARLAR
 
 

facebook-paylas
Tarih: 15-12-2017 11:25

100’ü aşkın çeşitteki Ege otları, Fransız aşçılar tarafından keşfedileli, henüz birkaç yıl oldu..
Ege’de sonbaharla birlikte toplanmaya başlanan turp otu ise, bunların başında geliyor…
Aslında bölgemizde kendiliğinden yetişen bu çok değerli otun, diğer otlar gibi her birinin “marka” isimleri ile tescil edilmesi gerekiyor..
Yoksa çok yakında bildiğimiz “turp otunu”, Fransızca isimleri ile satın almaya başlayabiliriz..
"Moins d'herbe " (ekşi Ot) korkarım ki, bize çok pahalıya mal olabilir..
Semt pazarlarında kilosunu 1 ve 2 liraya bulduğumuz , sadece haşlayıp, limon ve zeytinyağı ekleyerek tükettiğimiz Ege otlarının, birkaç yıldan beri lüks Fransız sofralarının baş köşesini süslediğini düşünürsek, otumuza ciddi anlamda sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyorum.
Fasülye ve nohutumuza, bulgurumuza sahip çıkamadığımız, süreç itibariyle düpedüz ortada..
ÇOCUKLUK ANILARIM
Dört bir yanı denizlerle çevrili ülkemin, her biri yeri ova olan şehrinde dünyaya gelmek bir ayrıcalık aslında.
Beşparmak Dağları’ndan baktığın zaman, tıpkı deniz izlenimi veren Söke Ovası ile, denize dalar gibi, küçük küçük tanışmalarımı, girişlerimi hatırlıyorum.
Fazla derine dalmadan, kaçışlarımı sonra da..
Plaj ve kum yerine, romörk altlarına sığınışlarımı..
Fasülye ve nohut toplayan kadınların direnişlerine hayret içinde bakışlarımı..
Söke Ovası’nda toprakla mücadele ederek yaşam sürmenin, ekmeğini çıkarmanın zorluklarını az çok da olsa bilirim..
Küçük deneyimlerden, büyük sonuçlar çıkardım..
"Güneşin alnında" derler bizim orada, çapa sallayan, pamuk, fasülye, nohut toplayan insanların erken yaşlanan yüzlerini gördüm.
Söke Ova’sı, Ege’nin yakıcı güneşine keklik gibi avlanılan, alçak ve kaçılması gereken tehlikeli yerler olarak, hep aklımda etti, her nedense....
UZUN AMA PAHALI BİR YAŞAM
Şimdi bakıyorum da, daha kolay bir hayat sürmek için topraktan kaçışın sonuçlarını pahalı bir biçimde ödemediğimizi görüyorum.
Keşke toprakla mücadeleyi bırakmayıp, direnebilsek..
Belki de geç değildir, işe yeni yeni tanışıklıklar kurarak başlanabilir..
Fransız ahçılar, yetişirken bizim hiçbir emek vermediğimiz, yağmurlarla büyüyen otumuzu uzun uğraşılarla sofrasına taşırken, burnumuzun dibinde biten bin bir çeşit şifalı ota, sırtımıza dönmemeliyiz..
TURİZM VE GASTRONOMİ
Gastronomi (iyi yemek sanatı), turizm ile barışık bir bilim dalı..
Turizm fakültelerinin, bu bilim dalına daha yoğun ilgi göstermesi ve bölgemizdeki yüzlerde ot hakkında bilimsel makaleler yayınlanması, ot isimlerinin Türk Standartları Enstitüsü tarafından tescil edilmesi, bölgemize büyük değer kazandıracaktır..
Sanatın her dalı gibi Gastronomi de, akademik bir birikim istiyor..
Üniversitelerimiz, hele hele de Turizm Fakültelerimiz bu önemli işe öncülük etmeli..
Kendi otumuza, Fransız kalmamalı..

 



Bu yazı 208 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



4 + 7 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
EFESDOSTTV ARŞİVİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI