Bugun...
06.08.2016 - Özdere Günlükleri


Mutahhar AKSARI ANKARAdan YAZIYOR
muaksari@yahoo.com
 
 

facebook-paylas
Tarih: 06-08-2016 14:35

3 Temmuz / Pazar

AH HOCAM AHH!..

Her zamanki gibi başlamıştı yolculuğumuz. Sivrihisar’daki dinlenme tesislerinde ara vermiştik. Çay almaya gittiğimde Bizim gibi Batıkent’te oturan, çeyrek yüz yıldır tanıştığımız yazar ağabeyime rastladım. Nereye gittiğini sorduğumda “Yolculuk İzmir’e Doğru…” diye yanıt verdi. Yerini belli etmek istemiyordu. Önce bir anlam veremedim. Çünkü, bugüne değin hiç de rahatsızlık vermemiştim. İstenmeden peşine takılacak biri değildim. Askıntı ol(a)mazdım. Acıyla yandı yüreğim. Düşündükçe terbiyesiz bir davranışla karşılaştığımı daha iyi kavradım. Çok ama çok üzücü bir durumdu bizim için. Sildim kaydını defterim(iz)den. 

4 Temmuz / Pazartesi

NAR AĞACINA SESLENİŞ!

Tamı tamına 4 yıl oldu seni dikeli. Özenle suladım. Çöpürlerini temizledim, iyi gelişesin diye. Ufacıktın. Annelerimiz ve babalarımız için diktiğimiz 4 ağacın ortasındaydın. Mandalin, limon, zeytin ve incirin arkadaşıydın. Kendine özgü kırmızı çiçeklerin, iğneli dalların ve küçük narin yapraklarınla tam ortalarında duruyordun. Geçen Nisan’da seni salkım-saçak çiçeğe durmuş görünce eşimle öyle sevinmiştik ki! Yağmurlarla yemyeşil olmuştun. Artık bu yıl narından yeriz diye düşünmüştük. İncir 2 yıldır veriyordu. Zeytin bu yıl ilk ürününü sunacaktı. Mandalinde 10 kadar tutmuştu. Limon nazlıydı. Ama çiçeği vardı. Geldik ki ne görelim? Sen kurumuşsun! Dalların sararmış. Çiçeklerin yok olmuş. Sana ne yaptım/k? Bize küstün mü? Darıldın mı? 

5 Temmuz / Salı

BAYRAM TAŞKINLIĞI

Şeker Bayramı’nın ilk günü. Sahilde acayip bir kalabalık var. Sanki bardaktan taşmışçasına… Hani ipini koparan gelmiş derler ya, aynısı. “İzmir’in İncisi ÖZDERE”ye akmış İzmirli hemşehrilerim. Çadırlar kurulmuş. Örtüler palmiyelerin dallarına bağlanmış, duvar gibi çevrilmiş. Yerlere büyük ve geniş kilimler serilmiş. Tozun içinde yemek yeniyor, çay içiliyor. “ARKADAŞ PARK”ın boş alanına Suriyeliler akın etmiş. Ne yana dönsek, onlarla karşılaşıyoruz. Çoğunluğu genç. Aileleri en az 6 kişilik. Çok hoyrat davranıyorlar! Kiraladıkları şezlongda tepiniyorlar. “Suriyelilere vatandaşlık vereceğiz” cümlesinin gereğini yerine getiriyorlar(!) Özdere’nin yerlisi, yazlıkçısı sabahtan bile denize girmiyor artık! Her yönden çok kirletiliyoruz…

6 Temmuz / Çarşamba

ÖZDERE İZMİR’İN İNCİSİ

Nisan’da gelmiştik Özdere’ye. İller Bankası ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden alınan 3.5 milyona yakın yardımla sahil yapılıyordu. Bitmiş ve güzel olmuş. Duvarın yanı, bisiklet yolu olmuş. Sonra ağaçlık, çiçeklik bir bölüm eklenmiş. SEVGİ YOLU, 8 metreye çıkmış. Tertemiz, pürüzsüz kaymak gibi beton dökülmüş. Deniz tarafına mavi-beyaz renkte ledli aydınlatmalar konmuş. Forslu, burnundan kıl aldırmayan, sahil sakinlerinden yol geri alınmış. Kimi evlerin yarısı gitmiş. ÇARDAK tam ortasından bölünmüş, Her evin bahçe duvarı aynı biçimde yapılmış. Amaaa gelin görün ki, sahile beton dökülmüş. Çok çirkin olmuş. Devasa bir demir beton karışımı yapı kondurulmuş. İhaleyle birisine verilmiş. Nisan’daki duyumlarımız böyle değildi! Şezlong işini Belediye üstlenecek demişlerdi. Aksi olmuş. Şezlong ticareti başlamış. Bir şemsiye, iki şezlong günlük 25 TL. Belediye Encümeni almış bu kararı. Şezlongcu söyledi. Esnafın yiyecek-içecek fiyatlarının da bundan geri kalır yanı yok! Yazlık kiraları artmış. Özdere İzmir’in İncisi derken fiyatlar Bodrum gibi olmuş!

7 Temmuz / Perşembe

GENÇLERİN BÜLENT ABİSİ

Özdere’ye 9 yıldır geliyoruz. İlk tanıdıklarımızdandır Tostçu Bülent Bey. Kibar, beyefendi biridir. Tatlı dillidir. Gençlerin ağabeyidir. ARKADAŞ CAFE’de çalışırdı. Çok kaliteli, alışkanlık yaratan tostlar yapar.  ARKADAŞ, gençlerin buluşma mekânıydı. Dostluklar kurulurdu. Güven içinde gece yarılarına kadar kızlı-erkekli sohbet edilirdi. Geldiğimizde göremedik. Verdiği kartı buldum. Telefon ettim. BUZZZ CAFE’deymiş. Sahile indiğimizde yanına gittik. Kucaklaştık eski bir dost olarak. Bayramlaştık. Kutladık yeni yerini. Elbette geçmişin tatlı, sıcak anılarından söz ettik. Sizin de tanımanızı isterim…

8 Temmuz / Cuma

SEVGİ YOLU, İNSAN DOLU

Sabahları yürüyüşe çıkıyorum. SEVGİ YOLU’nun tadı bir başka. 8 metre genişliğinde. Pırıl pırıl. Her 50 metrede çöp kovası var. Çiçekler ve ağaçlar yeni yeni boy atmaya başladı. Akşamları tüm halk orada. Çoluk-çocuk, genç-yaşlı… Kimisi masayı kuruyor, denizin iyotunu rakısına meze yapıyor. Kimisi okey masasında çifte dönüyor. Kimisi pastasını-kekini termosta taşıdığı çayla götürüyor. Biracılar kumun üzerine kurulmuş. Kendi hallerindeler. Denizin dalgaları eşlik ediyor yudumlarına. Bebekler arabalarına kurulmuş gezdiriliyor. Sabahları dedeler görevli. Işıklandırma yeterli. Sevgi Tepesi’nden bakınca inci bir gerdanlık gibi duruyor. ÇARDAK yok, müzik de yok! Dinlendirici bir ortam.

9 Temmuz / Cumartesi

KENT MEYDANI BU YIL BİTECEK

İller Bankası ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden alınan 3.5 milyona yakın yardımla altı otopark, üstü hizmet binaları olacak KENT MEYDANI yapılıyor. Aralık ayı ortalarında bitmiş olacak. Çatı kiremitleri yerlrştirildi. İç sıvaları kurudu bile. Otopark temizleniyor bir yandan. İnşaat yasağı sürdüğünden iç bölümlere ağırlık veriliyor. Belediye hizmet birimleri, kültürel ve sosyal etkinlik mekânları olacak. Önceki dönemin projesi, bir buçuk yıllık gecikme ve biçimsel bazı değişikliklerle sürdürülüyor. Bitince daha bir güzel olacak!    

10 Temmuz / Pazar

NAR AĞACINI SÖKTÜM!

İstemeye istemeye söktüm. Dönüşü olmadı. Yerini iyice açtım. Çıkan toprağı kenara koydum. Karar verdik. Zeytin dikeceğiz. Sofralık Gemlik türü olacak. Tüplü almamız gerekirmiş. Şimdi de dikilebilirmiş. Biz de buradayken suyunu eksik etmeyiz, tuttururuz diye düşünüyoruz. 

11 Temmuz / Pazartesi

TMOLOS EDEBİYAT

Mart ayından bu yana TMOLOS EDEBİYAT dergisinin ilk 50 sayısını

inceliyorum. Arada 9 tanesi eksikti. Bugün PTT’den aldım. 4 sayfalık Bülten’den 24 sayfalık Dergi’ye dönüşen zorlu-zahmetli düşün-edebiyat yolculuğuna bir kez daha saygıyla baktım. Temmuzun ortasına kadar bitireceğim. İncelemem eksiksiz olacak. 

12 Temmuz / Salı

İNTERNET BAĞLANTISI

Önceleri TELEKOM’un yeri vardı, PTT’nin binasında. Şimdi yok! İnternet bağlatacağız. Menderes Telekom’a gittik. 3 aylık paket aldık. Ankara’daki internet ve telefonu dondurduk.

MENDERES GELİŞİYOR

Menderes İlçesi, her yıl değişiyor. Tek katlı, avlulu, asmalı, kireç badanalı evler yerini 4-5 katlı apartmanlara terk ediyor. Ana cadde ileride sağlı-sollu apartmanlarla dolacak, bir labirente girermiş gibi Menderes’e gireceğiz. Seferihisar yolu üzerinde, tarım arazileri sitelere dönüşüyor. Nereye kadar? 

İZ-BAN ulaşımı kolaylaştırdığından çevreye akın, kaçış var. İzmir merkezde ev kiraları ucuzladı diyorlar!

13 Temmuz / Çarşamba

HATLAR DOLU

Menderes Telekom’dan bir telefon:”Safire Hanım, hatlarımız nüfus yoğunluğundan dolayı dolu. İnternet bağlayamayacağız maalesef.” Eşim de oyun oynamak için internet bağlatmadığımızı, yürütmemiz gereken işlerimiz olduğunu, geçen yılki gibi basına taşımaya zorlamamalarını söyledi. Telefon kapandı. Beş dakika sonra yine aradılar. İlk boşalan hattı bize vereceklerini belirtti görevli. Beklemedeyiz! Ara ara arayıp soracağız. İletişimi zorunlu olarak  internet cafeden yapacağım.    

14 Temmuz / Perşembe

ÖZDERE ÇEVRE DERNEĞİ

Özdere Çevre Derneği, haftanın 3 günü –Pazartesi, Perşembe ve Cuma- belli saatlerde açık. Çevreye duyarlı çok az sayıdaki yazlıkçının buluşma, söyleşme yeri. Ben de uğruyorum. Bu aralar dernek hareketli. Ağustos sonunda BALKAN TURU var. Hazırlıklar tam gaz sürüyor. Turumuz Makedonya, Arnavutluk, Karadağ, Bosna-Hersek, Sırbistan, Hırvatistan, Yunanistan ve Bulgaristan’ı kapsıyor. 10 Gün-9 Gece otobüsle gezeceğiz. Gelenlerin çoğu Balkan göçmeni. Sabırsızlıkla bekliyoruz...

15 Temmuz / Cuma

ÖZDERE’DE DARBE GECESİ...

     Her günkü gibi bir gündü. Eşiyle yemek yemişlerdi. O sırada eşini gelini

-küçük kayınbiraderinin eşi- komşularını peşine takmış, aşağıya gelmişlerdi. Alt katı satın almak amacıyla bakacaklardı. Eşi hemen indi. Saf mı saf 84’lük teyze kiracıydı. Gerçek bir İstanbullu nezaketiyle karşıladı alıcı olanları. Yarım saate yakın sürdü ev bakma. Yok, site içinde havuzlu ev istiyorlarmış. En az 4 odası olmalıymış. Pek uygun değildi. Gittiler. Gelin ve eşi yukarıya, terasa çıktı. Gelin az atıştırmıştı. Hemen yemek kondu önüne. Ve bir yarım saat sonra evden çıkıldı. Sahile iniliyordu.

   Tam da bankamatiklerin olduğu yere gelindiğinde bir telefon eşine geldi. Arayan İstanbul’da yaşayan tek oğullarıydı. “İstanbul’da jandarmalar köprüleri tanklarla kapatmış! Ankara’da jetler uçuyormuş! Darbe mi oluyor ne? Haberiniz yok mu?” diye heyecanla aktarıyordu. Hayatında hiç darbe görmemişti. Belki ondandır! Eşini ve gelini oracıkta bırakıp eve yollandı. Köşedeki Taksi Durağı’nın artık piyasada rastlanılmayan küçük ekranlı TV’si açılmış, on-on beş kişi heyecanla izliyordu. Genel Kurmay önündeki kavşaktan görüntüler akıyordu. Son hızla eve koştu. TV kanalları arasında dolandı. Evet, bir darbe girişimi yaşanıyordu. Geçmişe gitti. Tamı tamamına 36 yıl öncesine. 80 Eylülünün 11’i. Polatlı’da topçu asteğmeni olarak askerlik görevini yaparken 12 Eylül Darbesi’ni yaşamıştı. Bu darbe girişimi ona hiç benzemiyordu!

     Eşinden telefon geldi:”Bir sahildeyiz. Oğlumuz aradı. Bankamatiklerin orada buluşalım. Para çekelim acil olarak!” Bir çırpıda giyindi. Hafif eğimli yolu nasıl indi farkında olmadı. Bankamatiklere geldiğinde kuyruklar oluşmuştu. Üç sıra yapılmıştı. Ortadaki devlet bankasının sırasına girdi. Ardından gelenler oldu. Eklendi ve kuyruk yola doğru uzadı. Eşi ve gelini gelmişti. Kısa sürede ne kadar çekelim tartışması yaptılar. Kuyruk yavaş ilerliyordu. 2-3 kartla nakit yada nakitten avans para çekenler vardı. En üst limit 1500 liraydı. Bu arada sohbet koyulaşıyordu. Mavi gözlü, uzun boylu aldı sözü:”Ben İngiliz şirketinde çalışıyorum. Mesaj geldi. Evinizden dışarı çıkmayın diye uyardılar.” Orta boylu biri sürdürdü:”Emekli askerim. 12 Eylül Darbesi’ne lânet okuduk. Tamam tepkimiz olabilir iktidara karşı. Ama çözüm darbe değil. Olmamalı. Seçimdir çözüm yolu!” Bunları emekli bir askerden duymak sevindirdi. Evdeyken TRT’den darbe girişimcilerinin bildirisini dinlemişti. Bilgilendirdi:”Gelmeden bildiriyi dinledim. Yolsuzluklardan, demokrasinin rayından çıkartıldığından, lâik Cumhuriyetin yıkıldığından dem vuruyordu. Spiker bildirinin tüm TV kanallarında okunmasının emredildiğini belirtiyordu. ‘Yurtta Sulh Konseyi’ olarak adlandırmış darbeciler kendilerini. Ortalama düzeydeki bir yurttaş bildiriye evet diyebilirdi. Atatürk adı kullanılmış, ‘dalâlet ve hatta hıyanet’ sözcükleri geçirilmişti.” Az bir soluk aldı. Sonra kaldığı yerden sürdürdü:”MİT tümüyle karartılmış. Üzerinde uçan helikopter ateş etmiş. Aşağıdan karşılık verilmiş. Emniyet Genel Müdürlüğü’ne giden tüm yollar trafiğe kapatılmış, izindeki personel göreve çağrılmış. Gölbaşı’ndaki Özel Harekât Merkezi’nde patlama olmuş. Şehitler varmış.” Hemen arkasındaki sarışın hafif toplu bayan “Olan ticari hayat olacak! Kriz yaşanacak” deyince konu farklılaşıverdi. Sakin sakin devam etti konuşmasına:”Ekonomi zaten krizde. Yaprak kımıldamıyor bu Yaz günlerinde bile. Esnaf zaten  son 2 aydır bankalardan kredi kullanmıyor.” Sıra çok yavaş ilerliyordu. 2-3 tane kartla gelenler vardı. Sıranın arkasındakiler söyleniyordu:“Bizi de düşünün! Bankamatikte para kalsın. Hepsini çekmek zorunda değilsiniz.” Sırası geldi. Hesabından 1500 lira çekti. Bir kişi sonra gelin parasını aldı.

    Paralarını en güvenilir yere koyup, evlerinin yolunu tutmuşlardı ki, sokakta bir hareketlenme oldu. Elindeki A4 kâğıdına yazdığı sloganı bağıran bir adam çıktı. Yolun ortasında durmuş, “Yaşasın Demokrasi, Kahrolsun Darbe!” diyerek ortalığı çınlatıyordu. Hemen yan sıradan uzun boylu bir erkek sinirle yerinden fırladı. Üç-beş adımda yanına vardı. Yumruklamaya başladı. Yandaki kahveden koşanlar kavgayı ayırdı. Kimse kaba güce inanmıyordu. Sevindirici bir tutumdu. Halk, birbirine düşmeyecekti!

    Gelini evine kadar uğurladılar. Gece yarısını çoktan geçmişti saatler. Uyumamıştı halk, televizyon başındaydı. Dikkatle izliyordu. Eve geldiklerinde hemen TV açıldı. Başbakan, Cumhurbaşkanı, bakanların demeçleri veriliyordu. TRT karartılmıştı! “Sinyal yok!” yazısı konmuştu. Yoksa, darbecilerin elinden geri mi alınmıştı? Daha pek çok soru oluştu kafasında.

    Memleketinin AKP’li Belediye Başkanı, cep telefonuna 01:47 ile 01:49’da iki kez “Demokrasimize sahip çıkmak için bayraklarımızı alarak meydanlarda toplanıyoruz. Tüm halkımızı egemenlik kayıtsız şartsız milletin olduğunu haykırmaya davet ediyorum” mesajını gönderiyordu. Uzaktaydı, katılamazdı. Yüreği onlarlaydı. Saat 02:00’yi bulmuştu. İstemeye istemeye yatağa gittiler. Darbenin Cemaatçi kadrolarca yapılmak istendiği, Genelkurmay Başkanı’nın rehin alındığı, TBMM’nin bombalandığı, Cumhurbaşkanının halkı sokağa çağırdığı… öğrenilen son noktalardı.

    Uykuya dalmak üzereyken, camiden selâ okunmaya başlamıştı. Şaşırdılar. Uyandılar zorunlu olarak. Başka yerlerde de selâlar okunduğunu sosyal medyadan öğrenmişlerdi. Bizim müezzin niye gecikti diye düşünmüşlerdi bir ara. 12 Eylül Darbesi’nde Hasan Mutlucan’ın davudî sesiyle uyandırılmıştı halk. Hayâl-meyâl dalar gibi oldular. Az bir süre geçmişti. Tavşan uykusundaydılar. Cep telefonunun sesiyle uyandı. Oğlu yine arıyor:”Baboy uyumadınız değil mi? Ben bu darbeyi çözemedim.” Telefonun sesini dışarıya verdi. Eşi de uyanmış, kulak kabartıyordu. Oğulları ilk kez –son kez olması en büyük dileğiydi- bir darbeye tanık oluyordu. Yine çok heyecanlıydı. Sosyal medyadan akan haberlerle erkenden bilgileniyordu. Uyuduklarını oğluna hissettirmeden yarım saat kadar sohbeti sürdürdüler. Şimdilik akıllarında yanıtlanmayan pek çok soru kaldı… Neredeyse dışarısı aydınlanmak üzereydi…

16 Temmuz / Cumartesi

DARBE GİRİŞİMİ BASTIRILDI

Geç uyandılar doğal olarak. Sahildeki yürüyüşü yapmadı. Çünkü, darbe yaşanmıştı. TV açıldı. Haberler; Cemaatin yenildiğini, halkın kazandığını, pek çok şehit ve yaralının olduğunu göstermekteydi. Genel Kurmay Başkanı Ankara-Kazan’daki hava üssünden operasyonla kurtarılmıştı. Askere polis operasyon uyguluyordu. İlk rakamlar gelmeye başladı. 90 şehit, 2 bine yakın yaralı ve bir kadar tutuklu subay-er-erbaş… Kahvaltı sonrası belli başlı birkaç şey için eşiyle pazara çıktılar. Hemen bir mesaj düştü 11:29:28’de telefonuna:”Türk milletinin değerli evlâtları. Bu hareket Ankara ve İstanbul’da devletin zırhlı araçlarını ve silahlarını gasp etmiş dar bir kadronun 70’li yıllardaki gibi davranarak millete karşı bir kalkışmasıdır. Şerefli Türk Milleti demokrasine ve huzuruna sahip çık. Türk Milletini sindireceğini düşünen bu dar kadronun hareketine karşı sizlere sokağa ve milletinize sahip çıkmaya çağırıyorum. Devletini, milletine sahip çık. Recep Tayyip Erdoğan” Ne deseydi ki bu mesaja? İçine gömdü düşüncelerini, yutkundu. Pazardan alacaklarını aldılar. Birkaç pazarcı radyodan, cep telefonlarından gelişmeleri izliyordu. Akşam Konak Meydanı’na gitmeye hazırlananlar vardı. Halk, sessizdi. Yorum yapan, konuşan yoktu. Bankamatiğe uğradı. Paralar suyunu çekmiş! Yalnız makbuz verebiliyor. Dökümlü bir örnek aldı. Ne olur, ne olmaz! BirGün, 9 Eylül gazetelerinin yanına Cumhuriyet’i ekledi. BirGün, erken baskıya girdiğinden gelişmeleri yorumlayamamıştı. Cumhuriyet ise; şu başlıkları atmıştı:”Askeri ya da sivil her darbeye karşı ÇÖZÜM DEMOKRASİ - Ne askerin tankı tüfeği ne AKP’nin Anayasayı yok sayması – Türkiye Kaosta – CEPMODERN DİRENİŞ - Kılıçdaroğlu: Darbelerden çok çektik – MHP ve HDP: Karşıyız – Dünyadan sağduyu mesajları”  Marketçinin kafası karışıktı. Gece yarısı telefon açmış, Ankara’da neler oluyor diye öğrenmesini istemişti. Artık her şey ortadaydı. Sorusunun yanıtı verilmişti. Ama yine de içini boşalttı:”Yahu Hocam, Cemaatle işbirliği yapıp ülkeyi bugünlere getirenlerin eseri değil mi yaşadıklarımız?” Doğru söze ne denir ki! Öğleden sonra oğlu yine aradı:”Buralar sakinleşti.  Ama bu darbe nereye evrildi? Cemaatin dar kadrosu oyuna mı getirildi? ABD ortada mı bıraktı acaba?” Yarım saati aştı karşılıklı konuşmaları. Telefonun hoparlörü açıktı. Bir foruma dönüşmüştü. Sorular ama yanıtları şimdiden bilinmeyen sorular kemirdi durdu beyinlerini…  



Bu yazı 1003 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



6 + 2 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
EFESDOSTTV ARŞİVİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI