Bugun...
09.12.2015 - Putin


Mutahhar AKSARI ANKARAdan YAZIYOR
muaksari@yahoo.com
 
 

facebook-paylas
Tarih: 09-12-2015 12:16

“Rusya mantıkla anlaşılamaz, 
genel ölçülerle ölçülemez: 
Onun özel bir karakteri vardır, 
Rusya’ya yalnızca inanılabilir.”
F. Tyutçev - Şair 

   Mayıs 1999’da Rusya siyaset sahnesinde yerini alan Putin(*) hakkındaki aynı adlı kitabı 3. kez okuyorum. 2000 yılında Wolfgang Seiffert kaleme almış. Dört yıl sonra dilimize kazandırılmış. İlk 2007’de, ikinci kez 2012’de okumuşum. 
    Türkiye-Rusya arasında birden 180 derece ters dönen ilişkiler beni Putin’i yeniden tanımaya yöneltti.
    Putin; 2000 Mayısı ortalarında göreve gelirken ”Demokrasinin içinde boğulmayacağı bir yönetim biçimi” yaratma ideali var…
   Tankların üstündeki görüntüyle hafızalarımızda yer etmiş olan Yeltsin, “Rusya’nın Sovyet sisteminden ve planlı ekonomiden pazar ekonomisine, özgür seçimlere ve demokratik bir anayasal düzene geçişini” sağlamış bir lider. Yeltsin; kapitalist sistemin kibar söylenişi olan Pazar Ekonomisine “…tarımdaki istisnalar dışında ekonominin neredeyse yüzde yüzünü oluşturan devlet mal varlığının dönüştürülmesi biçiminde” bir yol izleyerek ulaştı. Seiffert’in aktarımıyla “Başlangıçta bu, devlete ve belediyeye ait kurumların, anonim ya da limitet şirketlere dönüştürülmesi biçiminde yapıldı; daha sonra aşağı yukarı 15 000 şirketin hisse senetleri, yaklaşık 150 milyon vatandaşa tahviller halinde parasız devredildi, yani serbestçe alınıp satılabilen ya da özelleştirilmiş şirketlerdeki hisse senetlerini satın almada kullanılabilen ve 10 000 rublelik bir itibari değeri olan belgeler halinde.” 1994’te Rus şirketlerinin aşağı yukarı yüzde yetmişi özel ellerde toplanıyor. Fiyatlar serbest bırakılıyor. Çok sayıda yeni tüccar, kooperatif ve küçük girişimci oluşuyor böylece. Devlet güvencesinde olan iş garantisi kayboluyor. Halkın büyük bir bölümü yoksullaşıyor. Özelleştirme, “gittikçe devlet kontrolünden çıkarak, genellikle de şüpheli bir biçimde, zenginliğin daha az kişinin ellerinde yığılmasına” neden oluyor. “…özel girişimcilerden, bankacılardan, politikacılardan, işverenlerden, valilerden, generallerden, gazetecilerden oluşan” yeni bir sınıf doğuyor Yeltsin’in 10 yıllık iktidarı süresinde. “Rusya Federasyonu” parçalanma tehlikesi yaşamakta, uluslararası arenadaki süper güç konumunu yitirmek ve ekonomik istikrar bozulmak üzeredir.
   Böyle bir konumdaki Rusya’nın başına gelir Putin. Yıl 2015, iktidarı Medvedev ile dönüşümlü olarak sürdürmekte. Putin; her şeyden önce genç, dinç, sportmen, her zaman soğukkanlı, kararlı ve sorumluluk almaya hazır biri. Baba tesviyeci. Çocukluğu ve öğrenciliği “Sovyet devletinin kararlaştırdığı çizgilerde” yaşıyor. Putin, “ailesinin Ekim devrimine aktif olarak katılmış olmasına değer veren, kızıl bir soylu.” Üniversitede hukuk okumasına karşın, doktorasını ekonomi alanında yapıyor. 1974’de Sovyet Haberalma Kurumu (KGB) üyesi oluyor. Çar Püyük Petro ve Büyük Prens Aleksandr Nevskiy’e açık bir hayranlığı var. 1975-1990 yılları Almanya’da KGB elemanı olarak geçer. “Almanlara ve onların disiplinine değer veren, dürüst bir Rus” olarak hatırlanıyor. KGB’yi “politik yuvası” olarak gören Putin, KGB’nin “Rusya’yı kurtarmak ve tekrar eski büyüklüğüne kavuşturmak amacına öncülük ettiğini düşünüyor.” 
    Putin’i biraz daha yakından tanıyalım: 
    “Putin’in ruhsal yapısı, kendini tutarlı, sorumluluk bilinci içinde, ahlaki bir tutumla ifade ediyor. Karakter sahibi bir insan. Kesin kararlı, karar verme gücü ve sorumluluğa hazır olma özelliklerine sahip, bağımsız davranmak onun ayırt edici özelliği. Daldan dala konma, sözü sözüne uymama gibi özellikler ona yabancı.” 
    Putin düşünüş biçimi açısından, “açıkça ‘Rus düşüncesi’ne” inanıyor. “Devlet ideolojisinin olduğu yerde, entelektüel ve düşünsel özgürlüğün, çoğulcu düşünce ve basın özgürlüğünün kesinlikle yeri yoktur” diyor.       
    Putin; “…özgürlük sözcüğünün, seyahat özgürlüğünün yeni değerleriyle, ‘Rusyalıların’, vatanseverliğin, süper gücün, güçlü devletin, sosyal dayanışmanın ve kolektif yaşam biçimlerinin bireyselliğe olan üstünlüğünün; geleneksel değerleri olan köklü politik hak ve özgürlüklerle uyumunu sağlamak istiyor.”
    Putin nasıl güçlü insan oldu? diye bir soru aklınıza gelmiştir. Yanıtı şöyle:”O birçoğunun düşündüğünü söyleyerek ve çoğunun istediği yolu göstererek.” 
    Putin, “halkın büyük bölümünün düşündüğü ve hissettiği gibi düşünür ve hisseder. Böylece sade vatandaşa kişilik kazandırır ve belki bir uygulamacıdır.”
    “Demokrasinin içinde boğulmayacağı bir yönetim biçimi yaratma” yolunda ilerlediğini belirten Putin’i sanırım biraz daha yakından tanımışsınızdır. 
    Putin’i izlemeye devam…       
_______________ 
* Vladimir V. Putin, Wolfgang Seiffert, Gendaş Kültür, Birinci Baskı: Ağustos 2004, İstanbul, 176 sayfa.



Bu yazı 1612 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



3 + 8 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
EFESDOSTTV ARŞİVİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI