Bugun...
11.10.2016 - Çin'i Tanımak...-2


Mutahhar AKSARI ANKARAdan YAZIYOR
muaksari@yahoo.com
 
 

facebook-paylas
Tarih: 12-10-2016 07:03

“Çin’e mi gideceksiniz? Ne işiniz var oralarda? Aç kalırsınız. Zayıflayıp gelirsiniz” ve benzeri sorularla karşılaştık hep, Çin’e gideceğimizi ilk duyanlardan. Ama kafaya koymuştuk. Bir yıl öncesinden birikim yapmaya başladık. Elimiz-ayağımız tutarken, Dünyanın harika yapılarından Çin Seddi’ne tırmanmak, Doğu’nun ve giderek Dünyanın dev ülkesi haline gelen Çin’i bir nebze olsun tanımak amacındaydık. Çin’e ayak basar basmaz tutmaya başladığım notları sizlerle paylaşıyorum. Fotoğrafları eşim Safire Aksarı çekti. Umarım, sizlere de Çin’i tanıtmış olurum…

16-Çin hep vardı!: Çin, tarih sahnesinde hep var olageldi. 6 bin yıllık tarihi var. En eski dil, Çince. Kapladığı yüzölçümü olarak, 3. büyük ülke. 5 bin adaya sahip. Nüfusu 1.4 milyar. Dünyadaki her 5 kişiden 1’i Çinli. Çiçek ve meyve krallığı diye biliniyor. Marco Polo; makarna ve dondurmayı 1300’lü yıllarda Çin’den İtalya’ya taşımış. Kâğıt, pusula, seramik, matbaa, barut, uçurtma Çinlilerin başlıca icatları. Savaşlarda düşmanını şaşırtmak,  kandırmak için uçurtmayı kullanmışlar.       
    Binlerce yıl süren hanedanlıklardan sonra 1912’de, milliyetçilerin yönetimi ele geçirmesi ile son bulmuş. 1949'da milliyetçileri yenmeyi başaran Komünist Çinliler (Çin Komünist Partisi-ÇKP) Mao liderliğinde ülke yönetimini ele geçirmiş. Mao, sosyalist bir devlet kurmak için çalışmaya başlamış. Köylü Devrimi yapmış. En büyük katılım kadınlardan olmuş. Nedeni şöyle: Bin yıldan bu yana kadınların ayakları bağlanıyor. Ayak tarağı bu yüzden kırılıp küçülüyor. Bunun cinsel çekicilik kattığına inanılıyor. Saray ve eğlence dünyasında rağbet görüyor. Parmaklar tarak kırıldığından içeriye doğru şekil alıyor ve uzağa gidemiyor. Mao’nun zamanına kadar kadınlar evlenmeden önce babaya, evlenince eşe, eşin ölümünden sonra oğula boyun eğiyor. Mao, buna karşı çıkıyor, bu gerici tutumu yıkıyor. Bu yüzden Uzun Yürüyüşe kadınların katılımı, desteği artıyor. 1966’da başlayan Kültür Devrimi, 1976’ya kadar sürüyor. Yasaklamalar aşırı boyutlara taşınıyor. Mao, “Kızıl Muhafızlar” adını verdiği öğrencileri Pekin-Tiananmen Meydanı’na çağırıyor. Eğitim-öğretimi bırakan gençler, Pekin’e akın ediyor. “Kızıl Muhafızlar”, Köylü Devrimi’ni korumak adına Âli kıran-Baş Kesen konumuna yükseliyor. Örneğin; üniversitelerden uzaklaştırılan hocalar, çiftliklerde çalışmaya zorlanıyor, çöpçülük yaptırılıyor. Salt, yozlaşma yaşanmasın diye!..

17-Kung-Fu Efsanesi: Red Theatre (Kırmızı Tiyatro)’da “The Legend of Kung Fu=Kung Fu Efsanesi” adlı her gün sahnelenen gösteriyi izledik. Bir saat 15 dakika tuttu. 7 perdelik bir senaryosuyla “Dünyanın en heyecanlı Kung Fu gösterisi”ni izledik. Çocuğunu Kung Fu felsefesini öğrenmesi için üstada teslim eden anne, çocuğunun yaşadıkları/yaşayamadıkları… canlı, çokça dövüş sahneli olarak aktarıldı. Soluk kesen müthiş bir gösteriydi. Herkes “Mükemmel!” diye değerlendirdi. Bizle birlikte kırsaldan gelmiş olan Çinliler de izledi. Onlara genç rehberler eşlik ediyordu.    

18-Kaşgarlı tatlıcı: Çinliler akşam yemeğini erken yiyor, erken yatıyor, erkenden kalkıp işine gidiyor. Hep erken yedik akşam yemeklerimizi. Bugünkü akşam yemeğinde Pekin ördeği vardı. Çin’e gelip de tadına bakmamak olmazdı! Derisi pırıl pırıl parlıyor. Cilâlanmış gibi. Bizde tavuğun derisi ile gerisi yenmez ya, aynısını yaptık. Mis gibi kara et. Bir gram bile yağ yok. Aşçı özenle parçalarına ayırdı. Akşamdan tavuk gibi yatmadık. Hem yediklerimizi sindirmek hem de çevreyi tanımak amaçlı 6 kişi Türk rehberimizle gezmeye çıktık. Otelin hemen bitişiğindeki daracık bir sokağa girdik. Eski Çin sokaklarını anımsatıyordu.  Berber, bizdeki kasaba berberine benziyor. Duvara yapıştırdığı resimler, posterler eskimiş, yıpranmış. Kocaman bir Mao portresi tüm canlılığıyla karşımızda. Kurucu lidere saygıdan olsa gerek! Manav, meyveleri sıralamış. Kiraz, 7.5 TL. Evden bozma, pek hijyenik olmayan bir lokantamsı yer gördük. Tupturuncu karidesler, şişlere dizilmiş etler… Deniz ürünleri pişirilip, servis ediliyor. Karideslerin kabukları yerlerde. Kedi-köpek olur sanmayın! Bir tekine bile rastlamadık. Paçasını yapıp yemişlerdir(!)  Az öteden üç tekerlekli arabasıyla tatlıcı gözüktü. Türk olduğunu ele veren giyiminden-kuşamından biraz da merakımızdan lâf atarak durdurduk. Cevizli, susamlı tatlısından aldık. Meğerse, Kaşgarlı Türklerdenmiş. Bize, ayrıcalıklı davranıyor. “Allah’a emanet!” deyip, basıyor pedala. Evde yaptığı tatlısını satması gerek! Ekmek derdinde, bizimle oyalanacak vakti yok!

19-Tiananmen Meydanı: Dünyanın en büyük meydanı. Tam 44 bin metrekare. Sürüler gibi hareket eden insanlar. Önümüzdeki rehber, hızlıca meydana varıyoruz. Bu uyarı önemli: Kayboldunuz. Kıpırdamayın, olduğunuz yerde bekleyin! Rehbere ulaşın! Hepsi bu kadar basit. Telaşlanmaya gerek yok. Telefonlar yazılıyor hemen. Ortalık düğün, bayram yeri. Binlerce insan. Şapkalarından fark ediliyor ayrı yerlerden geldikleri. Çünkü, ayrı renkte şapkalar giymişler. Her rehberin elinde havada tuttuğu bir işaret çubuğu var. Ucunda da flâması, bayrağı. Rehberimiz her gün böyle kalabalık olduğunu söyledi. Yabancı turistler, çevreden gelen Çinlilerle dolup dolup boşalırmış meydan. Çinlilerin çoğu yaşlı. Ağızlarındaki tek tük dişleri gözüküyor konuşurlarken. Bayramlıklarını giyip gelmişler. Cicili-bicili tertemiz giysisiyle Çinli teyzeyi fotoğraflama telaşında gruptan arkadaşlar. Sıraya girdik. Alana sayılarak girdik. Metro buraya kadar geliyor. Erken gelip, eşyalarını bir köşeye yığmış kimi gruplar. Başına da bir nöbetçi dikmişler. İlerliyoruz kontrollü olarak. Bereket azız. Kaybolmak an meselesi. Çiçek bahçeleri var. Rengârenk süslenmiş. Özel biçimler verilmiş. Önünde fotoğraf çektiriyoruz. Grubun toplu çekimini yapıyor Çinli fotoğrafçılar. 50 yuan’a Pekin kitabıyla birlikte satacaklar. Akşama elimizde olacakmış! Resmî giysili askerler var. Çok ciddiler. Sağımızda National History Museum (Ulusal Tarih Müzesi). Boşaltılmış, uluslararası fuarlar açılacakmış. Soldaki Başkanlık Sarayı’nda konuk devlet başkanları karşılanıyormuş. Adım başı su ve meşrubat satan araçlar konmuş. Şanslıyız, hava sıcak. Ortalık tertemiz. Ufacık bir çöpe rastlamadık. Tuvaletlere giren-çıkan binlerce insan. Buna rağmen tertemiz bir tuvaletle karşılaştık. 
     www.wikipedia.org’a göre; “1989 Tiananmen Meydanı Olayları (Tiananmen Katliâmı olarak da bilinir, Çin'de ise 4 Haziran Vakası ya da aynı anlama gelecek şekilde Altı – Dört olarak anılır), Çin Halk Cumhuriyeti'nde (ÇHC) 1989 yılının 15 Nisan'ı ve 4 Haziran'ı arasında meydana gelen; öğrencilerin, aydınların ve işçilerin önderliğinde gerçekleşen gösterileri ve ardından yaşananları ifade eder. Gösterilerin odak noktası Pekin'de Tiananmen Meydanı idi, bununla birlikte göreceli olarak daha yumuşak gösterilerin gerçekleştiği Shanghai gibi, Çin'in diğer şehirlerinde de kitlesel protestolar oldu.
     Pekin'de protestolar ÇHC hükümeti tarafından kanlı bir şekilde bastırıldı ve pek çok sivil yaşamını yitirdi. Ölü sayısı ÇHC'nin resmi kaynaklarına göre 200 – 300 arası, Çinli öğrenci örgütlerine ve Çin Kızılhaç'ına göre ise 2000 – 3000 arasındaydı. Bununla birlikte Çin Hükümeti'nin pek çok bağımsız kaynak tarafından da doğrulanan iddiasına göre ölümlerin önemli bir kesimi meydanda değil, meydana çıkan sokaklarda oldu.” 
     Tankın önünde tek başına duran bir Çinli genç, çiğnemek istemeyip yönünü değiştiren tank, hâlâ belleklerimizde capcanlı duruyor. İleride Mao’nun fotoğrafının asılı olduğu bina aynı zamanda mezarının olduğu yer. Öyle kalabalık ki, gidebilmek olanaksız! Görmeden geçiyoruz. Uzaktan fotoğrafını çekiyoruz.

20-Yasak Şehir: Yasak Şehir, Ming Hanedanı'nından Çing Hanedanı'nın sonuna kadar kullanılmış Çin imparatorluk sarayıdır. Tiananmen Meydanı’nın hemen arkasından başlıyor. Yaklaşık 500 yıl imparator ve hizmetlilerine evsahipliği yapmış, aynı zamanda Çin hükümetinin törensel ve politik merkezi olmuş kocaman bir yerleşim yeri. 14 yılda  (1406-1420) bitmiş. 1 milyon işçi ve 100 bin ustanın alınteriyle inşa edilmiş. 720.000 m²’lik bir alana yayılmış. 8.707 odalı, 980 yapıdan oluşmuş. 1987’de Dünya Kültür Mirası listesine eklenmiş ve UNESCO tarafından dünyada korunmuş en geniş antik ahşap yapılar bütünü olarak tescillenmiş.
    Halk giremediği için “Yasak Şehir” deniliyor. Ailesi ve hadım edilmiş uşaklarıyla İmparator yaşıyor. Dışarı çıkamıyor. Tutsak gibi. Bir tane ağaç bile dikilmemiş. İmparator, öldürülmekten korkuyor. Yer döşemeleri 15 kat yerin altından başlıyor döşenmeye. Tünel kazıp Yasak Şehir’e girmeye ve İmparator’u öldürmeye çalışılmasın diye! Yattığı, yemek yediği yer ayrı. İnşaattan çıkan atıklarla karşı tepeye başka bir saray kuruvermişler. Kiremitler, seramikten. Fırınlanmış, sırlanmış pırıl pırıl parlıyor. Tahtın fotoğrafını çekiyorlar. Neredeyse birbirini ezecekler. Kibarlık filân hak getire… İtiş-kakış arasından zor kurtarıyoruz kendimizi. İtalyan sinemacı Bernardo Bertolucci, “Son İmparator” filmini burada çekmiş. 
    Halk, aradan yıllar yıllar geçmiş olmasına rağmen hâlâ bağlılık gösteriyor!? Anlayamadım gitti!
    Yasak Şehrin dışında bir sürü hediyelik eşya satıcısı. Çince, ortalığı birbirine katıyorlar. 

21-Son 200 yılın yaşamı: Hutong Old City, son 200 yılın yaşamını sergiliyor bizlere. İki katlı evler. Alçak duvarlar. Siyah ve gri renklerin egemenliğinde bir yaşam. Çamaşırlar dışarıda kuruyor. Daracık sokaklar. Evin çatısında güneş enerjisi. Önünde son model Mercedes. Korumaya alınmış klima pencerenin önünde. Kapıdan içeriye kafamızı uzatıyoruz. Yoksulluk akıyor. Derbederlik görünüyor. Elektrik kabloları aşağı sarkmış. Küflenmiş eşyalar ortalıkta. Çelişki diz boyu! Dışarısı, kapının önü cilâlı, içerisi gerçek!
     Rickshaw (Çek-Çek)’lar dizi dizi. İki kişiyi alıp, kenti gezdiriyor. İnsan gücüyle yürüyor.
     Hutong, eski Pekin evlerinin arasındaki sokaklara verilen admış. Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1949’dan hemen sonraki dönemde, Pekin’de 6000 civarında hutong varmış. Şimdilerde buy sayı 500’lere düşmüş. Evlerin kapıları çoğunlukla kırmızı boyalıydı. Kapılarında da bakır tokmakları. 2008 Pekin Olimpiyatları nedeniyle restore edilmiş.

22-İnci devletten alınır!: Öğle yemeği sonrası yolumuzu inci ve inci kremi almak için devletin satış yerine düşürdük. Beijing Jia Yixiong Pearl Market adlı bir yer. Devlete ait. Sahtesi satılmıyor. Yüzde 40 indirimle başlanıyor alışverişe. Önce incinin serüvenini anlatıyor görevli. Okyanus midyesinden 1, nehir ya da özel havuzlarda üretilen midyeden 10-12 tane inci elde edilirmiş. Gerçek inci, birbirine sürtüldüğünde taş gibi ses çıkarır ve beyaz bir toz olurmuş. Bu tozu içiyorlarmış. Kalsiyum deposu olduğundan iyi geliyormuş. İncinin renkleri içerdiği elementleri ele verirmiş. Gece ve gündüz kullanılan incilere doğru akıverdi kadınlarımız. Doğaldır biz de arkalarından. Bir arkadaşımız ilk söylenen fiyattan dörtte bir fiyatına düşürmüş. Artık bu kadarı da olmaz demeyin! Benim bu Çin Devleti’ne hiç güvenim kalmadı. Böyle pazarlık yapan devlete siz olsanız güvenir miydiniz?

23-Golden Mask Dynasty Gösterisi: 2008 Olimpiyat Oyunları Pekin’de gerçekleşti. “Altın Mask Hanedanlığı” diye çevirdiğim gösteri, Olimpiyat açılışında sunulmuş. Kişi başına 200 TL ödedik. 1500 kişilik kocaman bir salon. Ağzına kadar dolu. Gösteri başladı. Müziğin hareketle, dansla, ışıkla uyumu mükemmel. Büyüleyici bir gösterinin tanığıyım. Duygularımı, izlenimlerimi ortam karanlıkta olsa, hemen not almaya başladım. Uzakdoğu’nun masal anlatma geleneği, ete-kemiğe bürünmüş, harika bir gösteriye dönüştürülmüş. Kareografi mükemmel. Disiplinli bir ekip. Hiç aksamadan tam bir saat sahnede harikalar yarattılar. Hele sel felâketinin canlandırılışı hiç mi hiç belleklerimizden silinmeyecek. Üç bir yandan sular sel gibi akmaya, suların serinliği ve selin yarattığı acı iliklerimize kadar işlemeye başladı. Öndeki koltuklarda olsaydım, korkudan sıçradım yerimden. “Bravo” diyerek kutladık sanatçıları. Dünyayı dolaşıyorlarmış.

24-OCT Group: Açılımı şöyle: Overseas China Town (Denizaşırı Çin Kasabası). Kasaba değil. İçinde gösteriyi izlediğimiz bu Kültür Merkezi ile çok geniş bir arazide yapılmış çok katlı bine yakın konutun bulunduğu alanın adı. Hepsi satılık. Alışveriş merkezi erken hizmete alınmış. Metro yakınında. Önündeki gepgeniş caddeden araçlar vızır vızır geçiyor. Grubun açılımını rehberimize sordum. Doyurucu yanıt veremedi. Kendi aramızda Pekin’in Ağaoğlusu dedik. Cuk diye oturdu. İnşaat rantını yaratan büyük bir grup. Altından kim çıkar tam bilemiyorum. Ama az çok tahmin edebiliyoruz. Rant, iktidarı besler. İktidar da rantı yaratır. Günümüz gerçeği böyle… 

 



Bu yazı 857 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



4 + 6 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
EFESDOSTTV ARŞİVİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI