Bugun...
15.07.2015 - “Yiiin Gâri” pazarı aynen devam…


Mutahhar AKSARI ANKARAdan YAZIYOR
muaksari@yahoo.com
 
 

facebook-paylas
Tarih: 15-07-2015 12:06

4 TEMMUZ – CUMARTESİ
“Yiiin Gâri” pazarı aynen devam…
Ayağımızın tozuyla hemen “Yiiin Gâri” pazarına daldık. Balıkçıya, Tireli peynirciye, yağcı amcaya öncelik verdik. Zeytinyağı, 10 TL olmuş. 5 litre aldık. Bu yağdan başkası eşime iyi gelmiyor. Geçen Güz az almışız. Erkenden bitti. Sorun yaşadık. Yabancı turistler bebekleriyle gelmişti. Genç evliler olmalı. Zeytincimiz üçe çıktı. Pazarın başında, ortasında ve sonunda olmak üzere. Mezgitli karpuzu aldık. Aşılı kabak değildi. Balıkçılarda yine etiket yok! Tutturabildiğine artık! Bostan çakıldağı, 6 liradan aşağı değildi. Alamadık. Ucuzlayıncaya kadar beklesin midemiz… Ölmeyiz ya!
5 TEMMUZ – PAZAR
Genel temizlik
Sabah er vakitte bahçeye indim. Otları yoldum. Kurumuş ve kartlaşmışlardı. Eldivenle çalıştım. Yoksa elimi sıyıracaktı. Toprak kayır taş. Uzun zaman sonra bellenebilir ancak. Bardacık incir, 1 kg kadar var. Artık gölgesi bile oluyor. Zeytin de kendine gelmiş. Kışın soğuklarından epeyce etkilenmiş. Hiç dane yok üzerinde. Hep yaprak. Canı sağ olsun! Kökü tutundu ya toprağa… Gerisi gelir! Yüzyıllara ulaşır. Nar da yemyeşil. Çiçek çağında değil daha! Limon ve mandalina sağlıklı gözüküyor. Birkaç tane de olsa ürün verecekler bu yıl. Otları yolunca, ağaçlar ortaya çıkıverdi. Ferahladılar birden. Eşim, pencereleri, balkonları, merdivenleri sildi, yıkadı. Ona yardım ettim. Ve sonunda bitti genel temizlik. Rahatladık. Çok da yorulmuşuz. Yemeğe oturunca ayrımına vardık.
Bir de şu güzelim yurdumdaki yolsuzlukları, hırsızlıkları, talanları GENEL TEMİZLİK ile yok etsek!!!
Denize merhaba!
Komşulardan duyduk. Dün ve bugün sahil tıka-basa doluymuş. Özdereliler, hafta sonu sahile inmiyor. Diğer günler sabahtan denize giriyor. Uzun bir dinlenmeden sonra akşamüstü sahile indik. Günübirlik tatilciler boşaltmıştı. Eşimle yürüyüş yaptık. Bankta oturduk. Hem denizin dalgalarını hem de yanımızda oturan 80’ine merdiven dayamış İzmirli teyzeyi dinledik. Kızının yanındaymış. Yeni ev almışlar. Tam 600 bin liraya! Dudaklarımız uçukladı nerdeyse. Havuzlu sitedeymiş. Diğer evler daha pahalıymış. “Hayırlı olsun!” dedik. Demek ki, millette -tabii nüfusun yüzde onluk dilimine giren- para varmış! Bir yazlığa bu kadar para verebiliyormuş! Ne demişti atalarımız:”Para ile imanın kimde olduğu belli olmaz!”
Bu yorgunlukla, ormandan gelen serin ve nemsiz havanın etkisiyle deliksiz bir uykuya daldık…  
6 TEMMUZ – PAZARTESİ
Sabahları yüzmek gerek!
Daha gün doğmadan uyandım. Aklım denizde kalmıştı. Hemen hafif sırt çantamı kaptım. Çıktım evden. Yok yok ağaçları suladım önce. Nice zamandır yağmurdan nasipleniyorlardı. Denize 10 dakika sonra ulaştım. Şöyle bir yarım saat kadar ayaklarımı okşayan denizin kenarında bir aşağı bir yukarı yürüdüm. Ardından cumburlup denize. Deniz suyu daha ısınmamış. Kendime getirdi hemen. Sırtüstü, masmavi denize bakarak yarım saat kadar yüzdüm. Şimdilik yeter. Eşim sevmediği için gelmiyor. Onu kahvaltı masasında bekletmek olmaz! BirGün’ümüzü alıp eve yollandım.
Yunanlılar “onurlu” bir sabaha uyandı
Terastan karşıdaki Somos adası gözüküyor. Kahvaltı yapıyoruz. İlk soru benden:”Yunanlı kardeşlerimiz nasıl bir sabaha uyanmıştır?” Eşim yanıtlıyor:”Elbette onurlu bir sabaha uyanmışlardır…” Sustum, doğru söz karşısında… Somos’a doğru baktım, onurluca…   
İnternet sorun burada
Ankara’daki internet bağlantımızı buraya taşıtacağız. Ama Özdere PTT’sinde ilgili kimse yok. Çözüm Menderes Türk Telekom’da bulunacak. 40 dakikalık yeşil mavi karışımı bir yolculuk sonrası vardık. Belgeleri doldurduk. 3 gün içinde bağlanırmış. Cep telefonumuza mesaj geldi:”11.7.2015’te servis gelecek!” Tam 5 gün sonra. Zaten bu yıl Özdere’ye hiç görevli göndermemişler. Veznedeki görevli önceden geçici olarak gönderilmişti. Tanıyoruz önceden. Türk Telekom, kafasına göre takılıyor, tüketiciyi ciddiye almıyor. Ülkemin iletişimini Lübnanlı Hariri Ailesine peşkeşi çekmenin ve alanında Tekel yaratmanın sonucudur yaşadıklarımız! AKP’yi bir kez daha hayırla andım(!)
Eskiden Cumaovası, şimdi Menderes
Asıl adı, Cumaovası. 1952’de kurulmuş bir ilçe. Özal döneminde adı değiştirildi. Menderesçilik yapmak için, halkı kandırmak için… İZBAN’ın ulaşımı kolaylaştırmasıyla, sanırım daha da öne çıktı. Göçmenlerin egemen olduğu bir ilçe. TEKEL tütün işleme tesisleri vardı. TEKEL dağıtıldı, tesisleri de yıkıldı. Kentin merkezindeydi. TOKİ’nin arsasına göz koyduğu söyleniyor! Önceleri tek katlı, asmalı-karadutlu-vişneli bahçeli evleri vardı Menderes’in. 4-5 yıl önce 4 katlı apartmanlar yapılmaya başlandı. Kentsel Dönüşüme uğruyor, uğratılıyor Menderes. Tütün ekilmiyor artık! Ev ekiliyor tarlalara, ovanın göbeğine, yolun kenarlarına… Epeyce yap-satçı türemiş. Önceden tarlaları ucuzundan kapatan şirket ya da yap-satçılar köşeyi dönmüş! Siteler kurulmuş. Menderes ilçesi, dışarıya taşmaya başlamış. Gebe kadınlar gibi sanki!   
7 TEMMUZ – SALI
Çevre Derneği Kermese hazırlanıyor
Hiçbir geliri yok derneğin. Tekne turu, kermesler düzenleyerek yaşamaya çalışıyor. Salı, Perşembe ve Cumartesileri 14:00/16:00 arasında açık. Bir yazlıkçılar bir araya geliyoruz. Herkes gelişmelerden söz ediyor. Önce özelimizi sonra da geneli konuşuyoruz. Kutularda giyecekler var. Bayram sonrası 25-26 Temmuz’daki kermeste satılacak. Gönüllü çevreci herkes evinden getiriyor. Çok ucuz fiyata satılıyor. Bu kez Çukuraltı Sahilinde açılacak. Bekleriz…
Bitirilemeyen Kültür Merkezi
AKP’li Menderes Belediyesi 1 yıldır hiç çivi çakmamış Kültür Merkezi inşaatına. Yok yok, bir şeyler çakmış. Çukuru çevreleyen teneke duvarımsılara reklâm amaçlı afişlerini. Son cümlesi “En kısa zamanda…” yapılacağını anlatıyor. Seçimden bir gün önce asmışlar. Seçmenin oyunu etkilemek için. Ama yutmamış seçmen. Kendi oyunda % 10’luk düşme yaşanmış. İzmir ilçelerindeki başarısız AKP’li belediyelerin içinde sayılıyor.    
8 TEMMUZ – ÇARŞAMBA
Esnaf kaliteye önem vermeye başlamış
Sahilde eli-yüzü düzgün restoran açılmış. Garsonların giysileri bile özgün tasarlanmış. Bayan garsonlar var. Gepegenç her biri. Çiçeklendirmişler. Fotoğraflarla süslemişler. Sandalyeler yenilenmiş, özenle seçilmiş. Fiyatlar da yükselmiş. Yarım ekmek döner 8 TL. Çay, 1.5 lira.
Kokoreççiler çoğalmış
Kokoreççi Turgay Usta tekti. Şimdilerde rakipleri türemiş. Bir, iki, üç tane. Görebildiklerim. Restoranlar da kokoreç satmaya başlamış. Sahildeyken, kokusu ortalığa yayılıyor. Size de gelmiştir kokusu umarım…
9 TEMMUZ – PERŞEMBE
“Ya Kemik Ya Çilek”
Sahilde kitap okuyan beş kişiyi geçmez! Gazete okuyan, onu bulur diyelim. Yabancıları saymıyorum. Onlar mutlaka okur! Her durum ve koşulda. Diğer çoğunluk; denize, güneşe kendini bırakıp, patlıcan moru oluyor. Şezlonga (Türkçesini nasıl söylemeli? Bilemedim doğrusu…), ıvır-zıvıra verdikleri onca parayla kolayca kitap alınabilir. Neyse, fazla deşmeyelim. “O Topraklarda Çözümün Adı YA KEMİK YA ÇİLEK” adlı kitabı bitirdim. Mehmet Bozkurt ile Murat Kazancı adlı gazeteciler, Mart ayını Şanlıurfa, Mardin, Batman, Şırnak, Hakkâri, Van, Muş, Bingöl, Tunceli, Elazığ ve Diyarbakır illerinde geçiriyorlar. Yerel yazılı ve görsel basından 39 gazeteciyle söyleşiler yapıyorlar. “Çözüm sürecinde; Demokratikleşiyor muyuz yoksa bölünüyor muyuz? Eğer barışıyorsak neden kalekollar yapılıyor? Silahlar sustuysa yollar niye kesiliyor? Neden dağa çıkışlar arttı? PKK mı, PKK mi? 17 Aralık ‘yolsuzluk soruşturması’ mı yoksa ‘paralel’ bir darbe miydi? Amerika ve Avrupa’yla ilişkileri nasıl değerlendiriyorlar?” sorularının yanıtlarını alıyorlar. İlerde daha geniş tanıtımını yapacağımdan şimdilik burada kesiyorum. Meraklıysanız, bulun okuyun derim. Bakış açınızı genişletecektir…
10 TEMMUZ – CUMA
Sahildeki saz sanatçısı
Cankurtaran Kulesi’nin dibine açıyor yaygısını. Çünkü havludan büyük. 2 X 2 metre ölçülerinde. Orta boylu. Güneşten çukolata rengine dönüşmüş derisi. Saçları koyu siyah. Mayosu çiçekli. Sazı da kahverengi. Sesleri duymasam, kendinden bir parça sanacağım sazı. Benden sonra iniyor sahile. Önünde nota defteri, kalem. Önce okuyor. Ardından çalıyor. Kendi duyacak kadar bir tonda. Haa güneş şemsiyesini unuttum. O da kendi gibi orta boyda. Önceleri kapalı tutuyor. Güneş yükselmeye başladığında açıyor. Yüzünü korusa yeter der gibi! Sahilin köpekleri bile çevresinde eyleşmiyor, oynaşmıyor. Belli ki, onlar da saygı duyuyorlar. Ve her sabah hafiften türkülere doya doya yürüyorum sahilde. Hiç bitmesin istiyorum…    
11 TEMMUZ – CUMARTESİ
“Salyangoz”
Telaşlanmayın hemen! Salyangozu anlatmayacağım. Bu, bir kitap adı. Hayko Bağdat, yarı Rum-yarı Ermeni 4 çocuklu bir ailenin tek erkek evlâdı. Taraf gazetesinde yazıyor. Bugün TV’de Nazlı Ilıcak ile program yapıyor. Bunları bir önyargı oluşsun diye yazmadım. Aksine kısacık bir giriş için yazdım. Neyse, kitaba dönelim. Siz de bilirsiniz. Salyangoz, giderken ardından bir iz bırakır. Kitabı okuyup bitirince sizde de bir izi kalacaktır. Bendeki izine gelince:Ödemiş’te komşularımız Yahudi İstar Teyze, Cako Amca ile geçen yıllara gittim. Çocukluğuma, gençliğime uzandım. Hepsi bu kadar nostaljik değil elbette! “Salyangoz’un izinden giderken, kendinizi sahipsiz ölülerin dev maşatlığında bulursanız, bu da Salyangoz’un suçu olmayacaktır” uyarısına dikkat edin derim. Okuyun, fark edeceksinizdir…
12 TEMMUZ 2015 – PAZAR
Sonunda telefonu bağlatabildik
Dün geleceklerdi. Gelemedi Türk Telekomcular. Pazar kuruluydu. Direğe çıkmaları gerekliydi. Bugün geldiler. Bir saat içinde ev telefonumuzu bağladılar. İnterneti değil. Bakalım o ne zaman bağlanacak?
Denize gir, çöpü bırak git!
Şu günübirlikçilere ne desem yeridir! Öğleden sonra sahile gittik. Güneşlenmek ve yüzmek için. O ne? Kale arkaları bile dolmuş. Şezlonglar açılmış. Kimileri yavaş yavaş kalkıyor. Manzarayı mı soruyorsunuz? Ortalık çöplüğe dönmüş. Küçük su şişeleri, bebek bezleri, plastik bardaklar, naylon poşetler, sigara izmaritleri, Cola-bira-meyve suyu şişeleri, cips kutuları, gazeteler… Saymakla bitecek gibi değil! “Lanet olsun, bu çöplüğü yaratanlara!” diye haykırdım. Duyan olmadı. Duyan da dönüp bakmadı. Niye böyleyiz? Cezalandırılınca mı uygarlaşacağız? Uygarlaşamadığımızdan mı hep cezalandırılacağız? İlle tepemizde zabıta mı gerek? Bu deniz-sahil bir günlük mü? Niye bu kadar düşüncesiz davranabiliyoruz? Soruları sizler de arttırabilirsiniz… Bundan sonra ağzım bozulacak. Susuyorum…   
 



Bu yazı 1802 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



4 + 5 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
EFESDOSTTV ARŞİVİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI