Bugun...
28.11.2015 – Yol Ayrımındaki Türkiye Ya Özgürlük Ya Sefalet!


Mutahhar AKSARI ANKARAdan YAZIYOR
muaksari@yahoo.com
 
 

facebook-paylas
Tarih: 28-11-2015 14:03

New York Üniversitesi öğretim üyesi Doç Dr. Selçuk R. Şirin’in “Türkiye’nin ciddi bir yol ayrımında olduğuna inanmasam yazmazdım yeniden” deyip de kalem aldığı yazılardan oluşmuş “YOL AYRIMINDAKİ TÜRKİYE Ya Özgürlük Ya Sefalet!”(*) adlı çok değerli kitabını yeni okuyup bitirdim. Ama her an başucumda bulunduracağım. Okunmuş kitaplar arasına koymayacağım. Çünkü, yazılanlar hep güncel. “Dünyanın hızla yeni bir ekonomiye” geçtiği ve bizim “hâlâ eskinin peşinden” gittiğimiz gerçeği karşısında dönüp dönüp okunması gereken bir kitap.
    Şirin’in saptaması ve önerisi şöyle:“Gerçekten de eski usül tarımla, turizmle, inşaatla varacağımız yerin sonuna geldik. Buradan öteye gitmek için tarımdan turizme her alanda katma değeri yüksek ekonomiye geçmemiz şart. Bunun yolu da belli. Temel özgürlüklerde, hukuk sisteminde ve eğitimde reform yapmamız şart.” Katılmamak mümkün mü?  
     Şimdi gelelim kitabın içeriğine. Toplam 5 bölümden oluşuyor. “Yol Ayrımındaki Türkiye” nasıl bir yol ayrımında olduğumuzla ilgili. Şirin, bu bölümde yeni ekonominin sihirli formülünü sıralıyor:”Özgürlük, adalet, dayanışma.” Yâni “Bilgiye ulaşmanın önündeki engelleri” kaldırmadan, “hukukun üstünlüğünü” kurmadan ve “yeni kuşaklara 21. yüzyıl becerileri kazandırıp fikri olana teşvik sunacak bir ekonomik sistem” kurmadan kalkınamayacağımızı belirtiyor. “Kendimiz için değil, çocuklarımızın geleceği için, günlük politik kamplaşmaların ötesine geçmek zorundayız” diyerek uyarıyor… Alana, alabilene!
     “Ya özgürlük ya sefalet” adlı ikinci bölüm, “Eğitim artık ekonomidir!” düsturu ile başlıyor. “Öğretemeyen eğitim”imizden giriyor, “Yüzde 2,2’si yaratıcı problem çözen ülke” oluşumuza uzanıyor. “…sayısı artan ama itibarı azalan” üniversitelerimizde başka gelişmiş ülkeler için “ara eleman” yetiştirdiğimize dikkat çekiyor. Turizme bakıyor. “Gelen turiste daha kaliteli hizmet sunup daha fazla para kazanmak demek” olan “Katma değeri yüksek turizm” yaratalım diyor.  “Finlandiya Dersleri” başlıklı yazısında “Finlandiya’nın çeyrek asır önce –eğitimde- attığı adımları atacak cesarete” sahip miyiz diye soruyor? Ve bu bölümü “Duble yollar, milli otomobiller, dev havalimanları yaparak zenginleşme devri geride kaldı” cümlesiyle bitiriyor. Acaba kimlerin kulakları çınlıyordur?
     “Toplumsal sorunlar üzerine sayısal denemeler” adlı 3. bölümü; “Soma faciası” ile başlıyor, çöp sorununa eğiliyor, “kitapsız eğitim”e değiniyor, “Oturmamış demokrasimiz, çalkantılı coğrafyamız ve dinamik nüfusumuzla her sabah yeni bir Türkiye’ye” uyanışımıza dem vuruyor,  “Polis sayısında Avrupa’da ilk beşteyiz!” derken eğitimden kat be kat fazla güvenliğe yatırım yaptığımıza işaret ediyor, “Kadınlara yönelik adı konulmamış bir savaş”ı belgeliyor, “Suriyeli sığınmacılar Türkiye’yi değiştirecek!” ama “Nasıl?” sorusunu yanıtlıyor…
    “Siyaset üzerine sayısal denemeler”inde de; veriler üzerinden farklı ve şaşırtıcı çözümlemeler yapıyor. “Son seçimleri tarih kazandı!” derken aslında “Türkiye’de sağın  hegemonyasının neredeyse tamamını kendi hanesine yazmayı başaran her parti doğal olarak her seçimden birinci çıkacaktır” demek istiyor. Bir soru soruyor:”Türkiye’de sol neden hiçbir zaman çoğunluğun desteğini alamadı?” Yanıtını veriyor hem de örneklerle. “Dindarlık değil kalkınma!”, “Ulusalcıların intikamı ya da çatı aday neden tutmadı?” “Siyasal analiz sayılardan bağımsız bir spor değildir:2015 seçimleri öncesi sayısal bir deneme” ve “Kelkit’ten Bundenstag’a mutlu bir hikâye!” dura-dinlene okunması gerekli diğer yazılar. 
    Son bölüm “Eğitim üzerine sayısal denemeler” başlığını taşıyor. Bir öğretim yılında 3 kez değişiklik yapanların, “Okulöncesi eğitime katılımda Avrupa’da en sonda” bırakanların, “İlköğretimde sınıfta” kalanların, temel becerilerden yoksun gençlik yetiştirenlerin, Türkiye’nin “Yüzde 2,2’sini problem çözebilen” halde tutanların, “dindar ve kindar nesil yetiştireceğiz” diyenlerin bu bölümden yararlanmalarını çok isterdim. Ama nafile! Suratına bile bakmayacaklar kitabın… Çünkü, şu anda yarattıkları bozuk ve dinselleştirilmiş eğitim düzenini savunuyorlar. Çünkü, yaratıcıları. Şirin “Eğitimde reform için yedi öneri”de bulunuyor:”1-Veriye dayalı reform kültürü, 2- Herkes için okul öncesi eğitim, 3-Öğretmenlik profesyonel bir meslek olmalı, 4-Ankara’nın egemenliğine son, 5-Dezavantajlı öğrenciler için küçük sınıflar, 6-Milli STEM (fen, teknoloji, matematik, mühendislik eğitimi) seferberliği, 7-Başka bir sınav mümkün.” 
     Bir öğretim üyesinin akademik diliyle yazılmamış yazılar. Kolay okunuyor, anlaşılıyor. Son satırlarda “Tercih zamanı”, “Tercih hâlâ bizim”, “Siz karar verin”, “Çözümü gerçekten istiyor muyuz?”, “Tercih belli. Tercih bizim” diyerek bizi de yazısına katıyor. Rakamlar, istatistikler kullanılmış ama açıklanmış. Yorumlanması kolay.
    Alın ve okuyun “YOL AYRIMINDAKİ TÜRKİYE Ya Özgürlük Ya Sefalet”i. Başucunuzdan da ayırmayın! Çünkü, değer…
_____________ 
* Selçuk R. Şirin, Yol Ayrımındaki Türkiye Ya Özgürlük Ya Sefalet!, Araştırma/İnceleme, Doğan Kitap, 1. Baskı, İstanbul, Ekim 2015, 204 sayfa.

 



Bu yazı 1622 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



9 + 8 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
EFESDOSTTV ARŞİVİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI