Bugun...
17.05.2018 - ESTETİK KENT


Tolga MERT EFESSELÇUKtan YAZIYOR
tolgamert@hotmail.com
 
 

facebook-paylas
Tarih: 19-05-2018 17:17

 Her kentin bir ritmi, kokusu, görsel dokusu, rengi, maneviyaten huzuru vardır.  İnsanlar yaşadıkları yerde mutlu olmak için bu beş olguya ihtiyaç duyarlar. Başka memleketlere gitmek zorunda olan insanlar bu olguların istemsizce peşine düşer ve kendisine en yakınını bulmaya çalışırlar. 
İşte bizim kentimiz Selçuk Efes’in de bu olguları vardır. Sessizliktir RİTMİ, tarihtir GÖRSEL DOKUSU ve KOKUSU, bazen doğa, bazen deniz, bazen de güneştir RENGİ, 8500 yıllık medeniyettir MANEVİYATEN HUZURU… 
Böylesine hazinelere sahip bu kent, yıllar geçtikçe bu olgulardan uzaklaşıp estetik olma kaygısını yitirmektedir. Efes Antik Kenti’nde, kent estetiği için birbirleriyle yarışan krallardan, generallerden, kent yöneticilerden nasıl buralara geldik diye insan sormuyor değil?  Üstelik ülkemizde tarihi kent niteliğini taşıyan en önemli kent biz iken! Üstelik dünyanın en önemli açık hava müzesiyken! 
Gelişme göstermeye çalışan bir kent olarak her metrekare büyüyüşte yeni sorunlar meydana getirmektedir. 
Mesela en yeni olarak doğalgaz kazılarında iyi bir şeyler yapılmak istenirken diğer yandan kazı çalışmalarında halk mağdur olmaktadır. Daha planlı çalışmalar ile bu mağduriyet ortadan kalkabilirdi. Kapatılan yerler ise düzen açısından eski dengeyi bulamayıp estetik açıdan da maalesef kötü görünmektedir.  Büyükşehir ve belediyemiz bu sorunu ortak akılla çözüme kavuşturmalıdırlar. 
Mesela tarihi kentiz biz deriz her er meydanında.  Peki, tarihi eserlerin durumları hakkında fikriniz var mı? Tüm vakıf eserlerinin ön cephelerinde dokusuna hiç uymayan mavi tabelalar asılırken kimse nedir bunlar diye sormadı mı? Vakıfların yönetimi altında olan bu yapıların estetiği bozuluyor diyemedik mi?  Diyemedik, uzun zamandır hala öyle durmakta. Dünyanın her yerinden gelen turistler emin olun bu duruma şaşırmaktadır. 
Mesela Artemis Tapınağı öyle atıl bir yermiş gibi dururken içimiz hiç acımıyor mu? Hastanemizin önündeki Sığla Bey diye bilinen türbenin son halini gören, dikkat eden var mı? Kubbesinde ağaç çıktı ağaç? Üstelik gelip geçen tüm araçların görebileceği bir yerde bu yapı. Merak eden gidip bakabilir. Hastanenin arkasındaki tarihi yapıların çaresizliğini saymıyorum bile!
Mesela, müteahhit işi olan restorasyon çalışmalarının estetikten ve yapının doğal konumundan uzaklığına ayrıca dikkat çekmeyi isterim ki geçmiş zamanda bununla ilgili bilirkişilerden, halktan tepkiler gelmişti. 
Mesela, Menderesimiz kötü kokmamalı, denizlerimiz, sahillerimiz özenle temizlenmeli ve kirletilmemeli. Tarihimizin yanında doğamıza da iyi bakmalıyız… 

Gündelik yaşamın derdine düşen bizler ince şeyleri o kadar pas geçiyoruz ki, ileride dönüp ardımıza baktığımızda kurban edilmiş bir kent görmemek elde değil. Bu konuda suçlu aramak değil amacım. Suçlu illa aranacaksa bu topraklar üzerinde yaşayan herkes derim. Elbet yöneticiler bunların baş sorumlusudur fakat tüm bunlar olurken sen ne yaptın be hemşerim diye sorarlar günü gelince bizlere.  Tarihe not düşmek boynumuzun borcu olmalı.
Bu kent bizim evimizdir. Hepimiz aileyiz. İnsan evinde güzel koltuklar, masalar, dolaplar görmek ister. Ailesini mutlu görmek ister. İşte kentimizde de böyle düşünmeliyiz durumu. Estetik olmalı binlerce yıllık kültür kentimiz. Sanatsal olmalı görünen her şey. Tarihi kent olduğumuzu haykırmalı her sokak her cadde. 
Geleceğe yaşanılacak bir kent ve yaşayacak mutlu nesiller bırakmalıyız hep birlikte. 



Bu yazı 161 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



6 + 3 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
EFESDOSTTV ARŞİVİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI